23-03-2009 |
uyuyang |
gıda

Okullu oldum olalı, bütün dünyam okuldan ibaret oldu. Sevdiklerime ancak telefonla ulaşabildiğim için özlem doruğa ulaştı. Ama geçici bir durum olduğunu ve sonunda mezun olacağımı hesaba katınca hepsi çekilebilir hale geliyor. Bildiğiniz gibi Gıda mühendisliği bölümünü bitirmek üzereyim. Bu dönem oldukça yoğun geçmesine karşın önümüzdeki dönem 2 ders alarak okuldan mezuniyet biletimi alacağım. “ Food Engineering Design and Economics” adlı dersini alanlar ne kadar zorlu bir ders olduğunu bilirler. Bu dersin zorluğu konuların zorluğundan kaynaklanmıyor tabi. İşin zorluğu sil baştan bir fabrika kurulmasından kaynaklanıyor. 6 kişiden oluşan grup arkadaşlarımla fevkalade yorucu ama bir o kadar da eğlenceli bir 4 hafta sonunda ilk raporumuzu teslim ettik. Gözde Bilen, Güngör Çevik, Yasemin Eke, Türker Çavuş, Gökhan Aydemir grubumuzun üyeleri. Hepsine teşekkürlerimi iletiyorum.Hem İngilizce çeviri açısından hem de sorumluluk almak açısından bir fabrika fizibilite raporu hazırlamak, her birimizin hayatımızda kullanabileceğimiz altın tecrübeler olarak kayda geçti. Bu fizibilite raporu her ne kadar tam anlamıyla doğru olmasa da takdir artık hocalarımızın. Bakalım bu rapor karşılığında bizlere biçtikleri not ne olacak? Bu fizibilite raporu %100 portakal suyu üreten bir fabrikanın çeşitli koşullar açısından değerlendirilmesini içeriyor.
Raporun pdf formatını indirmek için tıklayınız.
Hayatımın rutinliğini değiştiren sevgili okulumla kısa bir süre daha birlikte olduktan sonra anayurduma evime döneceğim. Ha gayret kara göründü, birkaç kulaç sonra bu iş biter.
Logo nasıl ama?

Senaryosunu Grant Nieporte’ın kaleme aldığı filmin yönetmenliğini Gabriele Muccino yapmış.
Oyuncular arasında ilk göze çarpanlar; Will Smith(Ben Thomas), Rosario Dawson (Emily Posa), Woody Harrelson(Ezra Turner), Michael Ealy(Ben’s Brother), Barry Pepper(Dan).
Seven Pounds filminde başarılı aktör Will Smith başrolde karşımıza çıkıyor. Bu rolüyle aksiyon filmlerinde gösterdiği başarıyı, dram filmlerinde de çok başarılı şekilde yerine getirdiğini söylemek mümkün.
Ben Thomas (Will Smith) araba kullanırken yaptığı küçük bir hata yüzünden karısı da dahil olmak üzere birkaç hayatın sona ermesine sebep olmuş ve bu yüzden de kendini bir türlü affetmemiştir. Bugüne kadar çalışıp kazandığı neyi var neyi yok bu yolda harcamaya ve dahası bütün organlarını, insanları kurtarabilmek için bağışlamaya karar vermiştir. Ancak bunu kendi yolları ile yapacak kimin hangi organa ihtiyacı olduğunu kendisi araştırıp bulacaktır. Bunu yaparken en önemli kriteri ise bağış yapacağı hastanın iyi bir insan olmasıdır. Zaman zaman bu sınavı yaparken oldukça acımasız olacak insanları kıracaktır. Ancak en doğru kararı verebilmesi için kendince bunu en iyi şekilde yapmak zorundadır. Tüm bu işlemler için en yakın arkadaşı bu görevi üstlenecektir. Read the rest of this entry »
Ege , İletişim Fakültesi’nden Ayşen Temel Eğinli’nin seminerine gittim. “Sunum Teknikleri” hakkında yaptığı seminerden küçük notlar aldım. Bu notları size aktarayım.
“İyi bir sunum yapabilmek için kişinin kendine olan güveni oldukça önemli. Heyecanı, coşkusu, sözel ifadeleri, beden dili görsel ve işitsel araçları kullanması sunum yapan kişinin daha iyi bir sunum yapmasında etkili.
Sunum korkusu, sahne korkusu, terleme, ağız kuruluğu, ellerin titremesi, sallanma, eeee’lemek, kekeleme, nabız hızlanması, ses çatallanması gibi faktörler ise sunumun başarız olmasına sebep oluyor.
Bu tür faktörleri engellemek için önceden prova ve hazırlık yapılmalı, solunum egzersizleri ile solunum düzenlenmeli ve en önemlisi de zihinsel olarak sunuma hazırlanılmalı.
Sunum nedir? Read the rest of this entry »
Keşke dememek için okuluma geri döndüm. İnsanın evini bırakıp, artık kimseleri tanımadığı okuluna dönmesi – hocalardan başka- siz de tahmin edersiniz ki oldukça zor oluyor. Neyse ki beni evine “başımın üstünde yerin var” diyerek beni evine kabul eden muhterem kadim dostum var. Yaşı benden oldukça büyük olmasına rağmen içinde taşıdığı gençlik iksirinden olsa gerek oldukça iyi anlaşıyoruz. Ne diyelim Allah razı olsun. İzmir’e geldiğim ilk hafta yoğun bir tempoya alışık olmayan bünyem yine sarsıldı ve bronşitten kurtulamadım. Şimdi yediğim iğne ve aldığım antibiyotikler sayesinde sağlığıma kavuştum. Her hafta İstanbul’a gitme planı altüst oldu tabi. Şimdi 3 haftalık bir hasretten sonra yuvama eşime kavuşacağım. Read the rest of this entry »
3