Çöpe atılan gıdaları engellemek için ne yapmalıyız?

Değişen dünya şartlarında çalışan erkeklerin yerini bir çok kadının da alması hasebiyle yeme alışkanlıklarının değişmesi ve annelerin hazırladıkları o lahana dolmalarının karışık patlıcan turşularının yerini alternatif, aperatiflere ve aslında gerçekte hepimizin yediği ve ne olduğunu nasıl yapıldığını pek bilmediğimiz “fastfood” , kapalı kutu “konserve”, cips ve kola tarzı besin yönünden pek de yararı bulunmayan beslenme alışkanlığına bırakması büyük bir sorunu beraberinde getirdi. “Çöp” gıda!çöplük

 

 

 

 

Her yıl üretilen, tüketilmek üzere alınıp buzdolaplarında çürüyenlerden tutun da, hemen her yerde karşımıza çıkan fastfood tarzı lokantalarda fazlası da olsun diyerek tabağa alınan fakat mideye alınamayan atık gıdalar yaklaşık üretimin çeyreğine tekabül ediyor.

fastfood

Ben herkesin kolaylık erişebileceği rakamlardan bahsetmek yerine bunun önüne bir nebze olsun geçebilecek bir dizi önlemlerden bahsetmek istiyorum.

İlk olarak insan vücudunun sağlıklı olarak hayatını idame edebilmesi için gerekli besin miktarı bellidir. Üç aşağı beş yukarı bu genelde herkeste aynıdır. Kadınlar ve erkekler için bu rakamlar arasında ufak oynamalar olsa da ortalama bir yetişkinin besin ihtiyacı 1200 kaloridir. Bu kalori değerine ulaşmak için gerekli miktarı sanıyorum artık herkes ne yemesi gerektiğini internetten kolaylıkla bulabilecek kabiliyete erişti. (bkz. Kilo vermek için ne yapmalıyım?) Yine de alternatif olarak size bir örnek adres vermiş olayım. Buradan yola çıkarak ihtiyacımız olan besinleri önceden belirleyebileceğimiz anlamına geliyor. Daha uzun boylusu da bir diyetisyene gidip vücudunuz kalori ihtiyacını öğrenmek için gireceğiniz bir dizi tahlil de size bu konuda yardımcı olabilir. Bunun bize faydası ne olacak? Şöyle ki ihtiyacınız olandan fazlasını tüketmemeyi öğrenecek ve böylelikle tabağınıza yemek üzere aldığınız gıdaların bir zerresini bile ziyan etmeyeceksiniz. Gözümüz doymasa da emin olun mideniz doyacaktır.
Bir diğer konu da evde yemek yapmak için yeterli zamanı bulunmayan kadınlar veya erkekler (artık hayatta birçok şey müşterek) -dışarıda yemek yerine evde yemeyi tercih edenlerden bahsediyorum- alışverişe çıktıklarında kıtlıktan çıkmışcasına alışveriş arabasını doldurmaya çalışıyoruz. Nedir? Yarın meteor düşecek de bizim mi haberimiz yok. Sığınak için mi topluyorsun bu kadar ganimeti? Yapmayın! Bu kadar çok yiyeceği buzdolabınıza doldurmayın. Günlük alışveriş yapın. Artık her yer de her aradığınız bulabilirsiniz. Ve korkmayın tükenmez. Bugün olmazsa yarın yersiniz. Kendinizi frenlemeyi öğrenin. Yemek üzere aldığınız bu gıdaların hepsini tüketemeyeceğinizi biz de biliyoruz siz de! Eğer bu alışkanlığınız değiştirirseniz değişen nelere şahit olacaksınız bir sıralayalım. Birincisi siz tüketemeyeceğiniz bir ürünü almazsanız market sahibi sizin için sipariş verdiği ürünü sipariş etmekten vazgeçecek. Üretici firma sizin için üretmek vazgeçecek. Tarım işletmesi sizin için yetiştirmekten vazgeçecek. Geri dönüşümü ise boşa harcanmamış su, elektrik ve materyal olacak. Ama her zaman ki gibi benim almayacağımdan ne olacak derseniz o ayrı!
Bir başka can sıkıcı mesele de tabldot ile yemek yiyenlerin ettikleri israf. Genellikle işçi sınıfı. Burada amacım bir sınıflandırma yapmak asla değil. Ama eğitim şart diyorlarsa doğru söylüyorlar. Yemek molalarında hakkım değil mi ister alırım ister “çöpe atarım” diyerek çöpe atılan yemekleri siz düşünün. Düşünebiliyor musunuz? İşte bu “ister çöpe atarım” sözü eğitimsizliğin bir görgüsüzlüğün ifadesi olarak malesef sıkça karşılaşılan bir durum. Özellikle kamu ihalelerinde hazırlanan şartnameleri okurken insanın başının dönmemesi mümkün değil.SONY DSC Şartnamede yazılanları insan mı yiyecek diye bir hesap yapıyorum yok mümkün değil en azından bir tanesinin yemesi mümkün değil. Bunun sektöre yansımasına ise bir bakalım- ki bu en acı kısmı- ; Şartnameye uymak için göbek çatlatan yemek firmaları aldıkları ürünü uygun şartlar altında muhafaza edebilmek için geceler günler boyunca çaba harcıyorlar. Ve bu çaba ne kadar fazla olursa olsun mutlaka zayiat söz konusu. Burada israf edilen gıdadan tutun da, menüsünde bir tek kaymağı eksiği olan firma işçisine, personeline, kadrosuna, öğrencisine (hedef kitle kurumdan kuruma değişiyor ) yaptığı sunumun haklı gururunu yaşarken çöpe atılan gıdaları ne yapacağını düşünmüyor bile. Bu konuda bilenler bilir ama bilmeyenler için örnek bir menü sıralayayım. Çorba, ana yemek (en az 100 gr et ya da 200 gr beyaz et), yardımcı yemek (pilav ,makarna ,börek gibi), meyve, tatlı, salata çeşitleri (en az 5 çeşit), yoğurt, zeytin yağlı bir çeşit de cabası. Bütün bunların yenildiğine elbette ki şahit olmadım. Ama şartname gereği firmanın mutfağına ulaştığına çoklukla şahit oldum. Adeta bir yarışa girip boy göstermek adına hazırlanan yemek şartnameleri, sektörü büyük ölçüde zorlamakta bunun yanı sıra gösteriş uğruna çöpe atılan gıdaların hesabı maalesef tutulmamakta. Özellikle devlet kamu ihalelerinde yaşanan ve özel sektöründe bu şartnameleri örnek timsali olarak kabul edip ona uyma çabaları hızla artan seviyelere ulaştı. TBMM’de bu konuda başlatılan bir çalışma var. Örnek temsil eder de diğer kamusal sektörlerde bu örneği hayatlarına geçirirler umarız.

Özellikle o da olsun bu da olsun ama sağlıklı olup olmaması mühim değil anlayışıyla devam eden bu zihniyetin bir parçası olmaktan başka buna bir dur diyebilmek gerekir. Bu sebeple gıda mühendislerine sektörde özellikle bu konuda büyük bir ihtiyaç olduğunu vurgulamakta yarar var.

Ekmek israfı ise bir başka can sıkıcı konu. Dilerseniz bunu bir video ile açıklayalım:

Bizler bu kadar israf ederken diğer yerlerde insanların o israf edilenleri gıda olarak tüketmeye çalışmaları oldukça üzücü ve düşündürücü. açlık

Bütün bunlar sadece birer örnek. Bunları çoğaltmak elbette mümkün. Sizler de evlerinizde iş yerlerinizde bir takım önlemler alarak bu tüketim çılgınlığını engelleyebilirsiniz. Doldurulup içilmeyen çaylar, kahveler, ekmek arası yapılıp yenilmeyen gıdalar, açık büfe diye saldırıp tabağı Eyfel Kulesine döndürmeye çalışanlar, çocukları zayıf kalmasın diye yiyebileceklerinden fazlasını hazırlayan anneler, aman çocuklarımın hiçbir şeyi eksik kalmasın diye marketi evine taşıyan babalar, hakkımdır söke söke alırım ister çöpe atarım diyen tabldot azmanları….
Her birimiz birey olarak üzerimize düşen parçayı alıp gerekli tedbirleri almak konusunda bir adım atmalıyız. Bu adımı ne kadar büyük atarsanız etki alanınız o kadar büyük olur.
Rakam meraklılarına birkaç ayrıntılı bilgi:

http://www.fao.org/news/story/en/item/74192/icode/

http://www.fao.org/docrep/014/mb060e/mb060e00.pdf

http://www.ailem.com/templates/news/detail/detail3.asp?id=20822

 

 

 

One thought on “Çöpe atılan gıdaları engellemek için ne yapmalıyız?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir