El Orfanato – The Orphanage – Yetimhane



El OrfanatoEl Orfanato; Yetimhane
Korku filmi dedik ama The Eye kesmedi derseniz bir de bunu deneyin. Ancak ben bu filmi izlerken korkmak yerine daha farklı duygular hissettim onu belirteyim.

Filmin kısaca oyuncularını sayarsak;

Belen Rueda; Laura (anne)
Fernando Cayo; Carlos (baba)
Roger Princep; Simon (şirin mi şirin bir erkek çocuğu)

Filmde oynayan diğer oyuncular hikaye…

Bir yetimhanede büyüyen  Laura Evlatlık edinilir. Aradan yıllar geçer. Carlos ile yuva kurarlar. Ancak çocuk sahibi olamadıkları için Hiv virüsü taşıyan bir çocuğu evlat edinirler. Ve Laura büyüdüğü yetimhaneyi  satın alarak restore eder ve burayı küçük çaplı bir kreş haline getirir. Bu arada minik Simon’un hayali arkadaşları vardır. Annesi işlerle meşguliyetinden dolayı Simon’un bu hayali arkadaşlarıyla ilgilenemez.

Açılış partisi sırasında Simon evlatlık olduğunu öğrendiğini söyler. Laura kimden öğrendiğini sorduğunda Tomas’tan öğrendiğini ve ona Tomas’ın evini göstermek istediğini söyler. Ancak Loura Simon’a biraz kızgın olduğu için gitmez ve Simon yukarda odasında kalır. Bir süre sonra geri döndüğünde kafasında bir kese kağıdı ya da çuval ile dolaşan bir çocuk görür. Onu Simon sanarak kafasındaki çıkarmaya çalışır. Ancak bu çocuk yıllar önce Laura’nın görmediği yetimhanede büyüyen başka bir çocuk olan Tomas’tır. Fakat tam kesekağıdını çıkaracakken çocuk onu iter ve Laura küvete düşer. Simon kaybolmuştur. Uzun süre aramalar devam eder. Fakat polis dahil herkes Simon’dan ümidi kesmiş, fakat Laura ise Simon’u bulabilmek için her yola başvurmaktadır. En son bir medyumu çağırırlar. Ancak medyum ona son çarenin kendisi olduğunu onu bulabilecek tek şeyin annelik sevgisi olduğunu söyler. Carlos artık evden taşınmak ve yeni bir hayat kurmak ister. Laura ondan 2 gün daha ister. Ancak yalnız başına…

Bütün gizemin gün yüzüne çıkmağa başladığı anlar şimdi başlamıştır. Laura korkusuzca evin heryerini kurcalar. Ve çocukluk arkadaşlarının küllerini bulur. Onların yakılmış olduğunu öğrenir. Eski günlerdeki gibi onlarla oyun oynamak ister. Ve gerçekten de onların bu oyuna katıldıklarını görür.

Şimdilik film hakkında bu kadar şeyi bilmeniz bile fazla aslında. Son olarak söyleyebileceğim ; Bir annenin annelik duygusunun sadece doğurmaktan ibaret olmadığını, sadece çocuk yetiştirirken değil, emek verilen her şeyin insanda çok güçlü duygular uyandırdığını bu filmi izlemekle en duygusuz insan bile anlayabilir. Laura’nın çocuğunu ölü ya da diri her şekilde bulmak istemesi bir sonuç verdi.

Filmde efekt mefekt yok. Tek korkutucu ses Laura küvete düşmeden önce çocuğun çıkardığı iğrenç ses.  Ben hakkat tırstım. Onun dışında filmde korkutucu öğelerden her zamanki gibi gece karanlığı ve gri duvarlar karşımıza çıkıyor. Ha bir de Tomas’ın annesinin yaşlı hali biraz cins. İnsanı ürpetiyor. Şunu söylemek de mümkün ,film konusu itibariyle diğer çocuk unsurlu korku filmlerinin çok ötesine gidemiyor.  Dedim ya filmin en güzel yanı işleyişinde bir annenin duygularını kullanmış olmaları.

Gitmek isterseniz tavsiye ederim. Ama Akşam seansına gidecek olursanız dönüşte yanı başınızda sıkıca sarılacak bir kol olması şart. İyi seyirler



Bu yazıyı paylaş
Paylaş

4 Replies to “El Orfanato – The Orphanage – Yetimhane”

  1. Korku filmlerini sevmiyorum.
    Daha da doğrusu sinemada korku filmi seyretmekten nefret ediyorum!..
    En son Murat’la korku filmi namına Omen 666 ‘ya gitmiştik yanlış hatırlamıyorsam. Neyse geçtik oturduk, salon doldu. Film başladı. Yanımızda üç kişilik bir erkek grubu. Ön sıramızda ise yine aynı yaşlarda yedi sekiz kişilik kızlı erkekli bir grup. Yaşlarını da şöyle ifade edebilirim on yedi hadi taş çatlasın on sekiz. Dersaneden çıkıp gelmişler ya da dersaneyi kırmışlar. Neyse film başladı. Filmde çıt sesi çıksa yanımızdaki üçlü -hani zamanın cool çocukları ya, eh bolca da Cem Yılmaz Cdlerini izleyip hatim etmişler- boğazlarına darı kaçmış tavuk gibi gülüyorlar. Laf atıyorlar filme falan. Hani gösterilen şey sanırım ” bu mu korkunç hiç korkmadım ben…” Yaptıkları şey alen beyan beyaz perdeye laf yetiştirmek. Hani bazı ananeler babanneler oynayan Türk filmindeki esas kızala muhabbet edip akıl verirler ve biz de güleriz ya. Hah işte yaptıkları aslında aynı şey. Kendilerini küçük düşürdüklerinin farkına varamadan karizma inşaatındalar…
    Tüm salon rahatsız tabi durumlarından. Film falan yalan olmuş durumda. Ön taraftaki gruptan bir kız “susun azıcık” tarzı bir isyana giriştiğinde de özür dilemek yerine sanki onların yaptıkları doğru da bizler uzaylı gibi davranıyormuşuz gibi gayet edepsiz bir cevap vermişlerdi.
    Biz de ilk yarı bitiminde çıktık zaten filmden.
    Bu sebepten sevmiyorum sinemada korku filmi seyretmeyi. Elbet bir iki abuk sabuk insansı ya da gencimsi böyle boş tavırlara giriyor… Gençtir deyip savuşturmak istiyorum başımdan ama… Ben de gencim…
    Terbiyelerini nereden alıyorlar bir çözebilsem…

  2. Bende bu tür filmleri pek sevmiyorum.Zaten gün içersinde yeteri kadar geriliyoruz birde sinemaya gidip yada dvd de niye kendimi gereyim ki iyice.Bunun yerine komedi,aksiyon türündeki filmleri izliyorum.Hatta animasyonlara bayılıyoruz 😀 Oğlumun sayesinde iyice alıştık çizgi film ve animasyonlara.Normal filmlerden kesinlikle çok daha eylenceli.Adam akıllı gerildiğim nadir filmlerden birisi “Elm Sokağı Kabusu” serisidir.İzlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir