Blog Ödülleri 2009’da Oylarımı Kime verdim?

Blog Ödülleri 2009 Blog yarışması için oylama süreci başladı. Ben de bu yıl nihayet katılabildim. Kişisel kategorisi arasında blogumu bulabilirseniz -ki oladukça uzun bir liste- oyunuzu bana verebilirsiniz. :)

Ben bu yıl oylarımı kimlere verdim? Hemen paylaşayım istedim. İşte buyrun liste;

Blog Ödülleri Listesi kategori sırasına göre yazılmıştır.

babaolmak.com
kaynamanoktasi.com 
cocuklacocuk.com
burakbuyukdemir.com 
alisverisblog.com
uyuyang.com (İşte bu ben oluyorum)
blog.dergibi.com
unforgiven-rs.spaces.live.com
Carluvr.com
selimtuncer.blogspot.com
www.futbolname.com
www.azbilmis.com
bobiler.org
annekedi.blogspot.com/

Ben Keşfettim Sıra Sizde!

serdar-ozdemirİnsan ne zaman, nerde, kiminle tanışacağını bilmiyor. Daha önce lafacan oyunundan size bahsetmiştim.  Halen canım sıkkın olduğunda girip bir iki oyun yapar sıkıntımı dağıtmaya çalışırım. Ancak bu oyunu oynayan dişli bir rakip vardı. Ve her oynadığımızda yenilmekten kurtulamıyordum. Oldukça geniş kelime hazinesine sahip bu insanı tanımak gerekirdi.  Tam hatırlayamıyorum. Sanırım oyun sırasında bloglardan konu açıldı. Kendi blogumu anlattıktan sonra, onunda milliyet blogda bir sayfası olduğunu öğrendim. Rastgele bir yazısını okudum ve o yürüyen sözlüğün aynı zamanda iyi de bir yazar olduğunu fark ettim. Kesinlikle blog camiası içinde yer alması gereken bir yazar diye düşündüm. Ancak milliyet blogda değil kendine ait bir domain altında toplamalıydı yazılarını. İşte bu macera onu bu işe zorlamam ile başladı.

  Continue reading »

“Spam Mail”le Blog Tanıtmak

Blog yazmak keyifli bir iş. Okunmak ise daha keyifli. Her blog yazarı gibi ben de yazılarım okundukça bundan keyif alıyorum. Ama blogum okunsun diye de blogun adresine kimsenin gözüne gözüne sokmaya niyetim yok. Zaten okumak isteyen yolunu bulup geliyor.

Bunları niye mi söylüyorum? Msn adresim olması sebebiyle hala kullanmaya devam ettiğim Hotmail adresime bir takım spamlar geliyor. Ben bunlardan çok rahatsız değilim. Çünkü ayda bir maili temizlemeden önce ilgimi çeken şeyler de bulabiliyorum. Bu sebeple varsın o adrese reklam mailleri gelsin. Ama aralarında blog adreslerinden gelen spam mailler olunca tepemin tası atıyor. Blog denince akla etik, aklı başında siteler geliyor. Ama bu sitelerde yazan yazılar ne kadar değerli olursa olsun spam mail yoluyla insanlara tanıtılması hoş olmuyor. Burada isim vermek doğru olmaz. Continue reading »

Parayla Değil Sırayla ” Blogger”

Bir blogger olarak üstüme düşeni yapmalı ve daha önce pek de hoşlanmadığım mim dalgasını başlatmalıyım. Bugün itibarıle www.blogger.com ve blogspot uzantılı tüm bloglara erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir. Kelimenin kendisi de bu kadar ofsayt iken ne denir şaşırmış durumdayım. Ama gerçek şu ki fikir alıverişinde bulunduğumuz bir çok blog arkadaşımıza  artık ulaşamaz, onların seslerini duyamaz olduk. Bir deprem olmuş da (Allah gecinden versin) deprem enkazının altında kalanların sesini duyamıyor gibi hissettim kendimi.

 

Continue reading »

Hakkımda, Hakkında, Hakkımızda

infoGeçtiğimiz gün bir yazının altına düşen yorum beni biraz üzdü. Aslında bu bir sitem yazısı değil. Ama bloggerların dikkat etmesi gereken bir konu olduğu için üstüne düşmek istedim.  Çocuklaçocuk hangi bölümde okuduğumu sormuş.  Yazdığı yorumlarla yazılarımı takip ettiğini biliyorum. Belki de daha önce okuduğu halde aklında kalmamış da olabilir. Blogların büyük bir kısmında hakkımda sayfası ya yapım aşamasında ya da ana sayfa yönlendirilmiş durumda. Hal böyle olunca sadece blog ismiyle tanınmak zorunda kalıyoruz.  Selçuk da Süleyman Sönmez ile birlikte geçen gün verdiği bir röportajda  ufak çaplı da olsa bu konuya değinmiş. Blogu yayına sokmadan önce hazırladığım ilk sayfa hakkımda sayfası olmuştu. Buna önem vermek zorundaydım. Yazdıklarımın kimin tarafında yazıldığını herkesin bilmesini istemek de en doğal güdü olsa gerek.

Continue reading »

Az kaldı…

Bir iş aramanın ne kadar zor olduğunu geçtiğimiz 3 hafta içerisinde yaşayarak bizzat öğrendim. Nihayet bir iş buldum. Şimdi sıra evde, takip edenler için böyle habersizce gittiğim için özür dilerim. Ancak çok yakında tekrar yazılarımla geri döneceğim. Bir iş sahibi olarak. Belki işin yoğunluğunda eskisi kadar sık yazamayabilirim. Ama yine varlığımı hissettirmeye çalışacağım. Sizden duanızı eksik etmemeinizi isterim.

Blog ödülleri oylama başladı

blog odulleri oylamaHayatında ilklere imza atanlar her zaman en fazla ezayı en fazla zahmeti çekenler olur.  Sonuç olarak da kıymetleri ölünce anlaşılır. Yarışta kazananlar her zaman birileri tarafından itiraza maruz kalırlar. Her zaman doğru karar çıkmayabilir belki. Ama her yarışın sonucu yanlış diye değerlendirmek önyargıyı kıramamaktan ibaret kalır.

Blog kavramı henüz ülkemizde yeni yeni gün yüzüne çıkmaya başladı. Kimi vakit geçirmek, kimi yaptıklarını paylaşmak, kimi dinlediği müzikleri anlatmak, kimi bilgilerini sunmak adına bir blog kurar.  Bundan yaklaşık 3 ay kadar önce hayatımda yaşadığım tecrübeleri biraz ti’ye alarak biraz eleştirel biraz duygusal olarak ele aldığım bir blog açtım. Bundan öncesinde sadece bir blog okuyucusuydum. En başta yazılarını yayına almadan önce okuduğum eşimin blogu oldu. Sonrasında çerçeve biraz daha genişledi biraz daha büyüdü. Blog arkadaşlarım oldu. Her ne kadar sanal dünya gerçek dünyadan farklı olsa da karşıda ki insanlar da etten kemikten yaratılmışlardı.

Continue reading »

Blog Ödülleri

blog ödülleriHer ne kadar 3 aylık arşivimden dolayı adaylığımı koyamasam da – hem ben aday olursam diğerlerinin şansı kalmaz :) – böyle bir girişimi sonuna kadar destekliyorum. Yukarıda görüldüğü gibi bannerimi de hemen yapıştırdım. Değerli eşim Selcukhoca’da bu yarışta yerini aldı. Aslında pek de yarış gibi değil ya. Bütün blogerlar bu kadar dayanışma halindeyken aslında hepsi benim gözümde birinciliği hak ediyor ama illa da birine oy verilmesi gerekiyorsa tabii ki oyum eşimden yana olacaktır. Ama tanıdık diye değil. Gerçek anlamda yazılarını yazmış olmak için yazmadığı için, birilerine bir şeyler anlatmayı sevdiği için, bildiklerini herkesle paylaştığı için ve en güzeli onun yazılarını okumaktan büyük keyif aldığım için (bana yazdığı mektuplarla kalbimi fethetmişti zaten).

Continue reading »

Uyuyang Blograzzi’de “Günün Blogu” oldu

 

Dün gece kolilerin arasına dalmış 3 yıl içinde 3 kez taşınıyor olmanın verdiği hınçla kitapları koliliyordum.  E tabi yorgun düşünce televizyon karşısında sızmaktan başka çarem kalmamış.  Oysa ki uzun zamandan beri olmasını umduğum şey tam da benim sızma anımı bulmuş. Sabah da kalktığımızda elektrik kesintine maruz kalınca güzel haberi almam öğleden sonrayı buldu. Evet Blograzzi’de günü blogu seçilmiş benim sevgili blogum. Kimileri için es geçilecek bir şey olsa da editörlerin onayından geçip günün blogu olmak benim için fevkalade önemli. Hakkımda kısmını okuyanlar blog hakkında yaptığım yorumu okumuşlardır. Blog sanırım artık seri adımlarla yürümeyi öğrendi. Umarım yakında koştuğunu da hep birlikte görürüz.

Blograzzi editörlerine saygılar, teşekkürler.

Rüyada 2 Admin Görmek

blog büyüdüBugünlerde içimdeki memleket hasreti ayyuka çıkmış durumda. Az kaldı sabret diyorum kendime ama nafile. Rüyalarımda bile memleketimi görüyorum. Öğrenci iken en az 2-3 ayda bir ailemi ziyaret ederdim.

Rüyada sadece memleketimi görmüyorum tabii. Artık bir blogger olduğumu düşünürsek sürekli blogumda  daha iyi nasıl profesyonelleşebilirim. Bir de bunun derdindeyim. Bu ikisi birleşince rüyada karma bir hal alıyor.

Lüleburgaz’ın İstanbul Caddesi diye tabir edilen meşhur yolunda geziyorum. Karşımda bir büfe. Büfenin tabelasında admin giriş yazıyor. Fakat blogumda uyuyang isminden başka bir admin daha var. Ben acı acı kabullenmek zorunda kalıyorum blogumun başka bir adminle paylaşıldığını. Blogumu sık güncellemediğim için wordpress bana ceza vermiş ve başka bir adminle işleri yoluna koymaya çalışıyor. Uyanınca bir rüya olduğunu anladım ama güleyim mi ağlayayım mı şaşırdım.

2 ayı devirdikten sonra şöyle bir gözden geçirme raporu çıkardım.

İlk başladığımda:
Siteye giren sadece bendim.
Technorati puanım 3.5 milyonlarda geziyordu.
Tek bir yorum bile yoktu.
Sitenin rss takipçileri sadece ben ve değerli eşim Selçukhoca idi.
Blograzzi’de son sırada idim.
Google da uyuyang’ın  u sundan eser yoktu.
Alexa değeri 10 milyon civarındaydı.
Hiç kimse bana link vermemişti.
Google pr değerim “0” idi.

Şimdi ;

Sitenin günlük tekil ziyaretçi sayısı 80-90 larda,
Technorati puanım 1.3 milyon civarında,
Toplam yorum sayısı  112,
Rss takibinde 22 okurum var,
Blograzzi’de kişisel kategorisinde ilk 100 deyim,
Google’ın indekslediği sayfa sayısı 58 ve yazıyı girdiğim andan itibaren 10-15 dakika içinde yeni sayfayı indeksliyor,
Alexa değeri 543 bin
Verilen linklerin sayısı 7 ye ulaştı,
Ve google pr değeri halen “0”

Bu gelişmeler gösteriyor yaptığım işler fena değil. Mutlaka daha iyisi olabilir ama zaman şu anda benim için oldukça kısıtlı yaz döneminde daha aktif olabileceğimi düşünüyorum. Yazdıklarımı okuyan ve desteklerini benden esirgemeyen okurlarıma teşekkür ediyoum.

Blog incelemesi: miray defteri

amigurumi mustakwww.strawberry.typepad.com Miray adlı okurumun blogu. Bir inceleme yazısı olarak sitesini evirip çevirelim.

Kendisi yerinde duramayan bir karaktere sahip olacak ki, 3 kolonlu bir temadan oluşan blogunda kolonlar sürekli yer değiştiriyor. Bir hafta bakıyorum , okuduklarım kısmı sağda, diğer hafta solda. Bu okuyucuların genelde pek hoşuna gitmeyen bir şey. Bunun dışında özellikle tasarımını kendisinin yaptığını düşünürsek başarılı sayılır. Sitede daha çok yaptıklarına yer veriyor. Hem de kitap gibi ayrıntısıyla. Okuyucu bu konuda kesinlikle tatmin oluyordur. Ki ben anlatımını seviyorum. Oldukça doğal ve bilgi içerikli. Fakat yinede konuların tamamını sayfada yayınlaması biraz sinir bozucu.  Bitmek bilmeyen sayfa aşağı uzadıkça uzuyor. Hani sanki bir yerinde kesse de devamına link verse daha iyi olacak gibi.

Google reklamı sitede gözü yormayan ve kazara tıklamalara engel olacak bir yere yerleştirilmiş. Bu okuyucular için sevimli ama kendisi için götürüsü nedir bilemem. Zaten o bu işi para kazanmak için değil kendisi için yapıyor. İlerde bir gün okumak için. Ancak son zamanlarda okunuyor olmanın da hoşuna gittiğini ben sezebiliyorum. Mutlaka bütün yazılar okunmak için yazılır kanaatimce.  Son günlerde yazdıklarında biraz daha kişisel düşüncelerine duygularına yer vermiş. Bu da demek oluyor ki Miray artık yazıyor. Continue reading »

16buçuk’ta yazım incelemesi

16.JPGBu sefer bir blog yakaladım. Hemen hemen aynı zamanda açtık bloglarımızı 16bucuk.com ile. Tabi arı gibi yazıyor kendisi. Benim gibi tembel değil. Ama yine de yakalanmaktan kurtulamadı.

“Konumuza geri dönecek olursak ise yazmış olduğunuz bu yazılar ile ziyaretçi çekeceğinizi unutmayın, kısaca blog sayfanız sürekli ziyaret edilen bir blog olması zaman alacaktır.”

Bu cümlede “olursak ise” diye kullandığı kelimeleri aslında şöyle de yazabiliriz; “olur isek ise”. E ne oldu şimdi? Olmadııııııı! baştan alalım doğrusu ile;

“Konumuza geri dönecek olursak yazmış olduğunuz bu yazılar ile ziyaretçi çekeceğinizi unutmayın, kısaca blog sayfanız sürekli ziyaret edilen bir blog olması zaman alacaktır.”

Bu doğrusu oldu şimdi :)

Kadınlar ve Erkekler Blog Camiasında Neler Yapıyor?

Blog dünyasında kadın ve erkekBlogları gezmek benim için oldukça keyifli bir iş. Bazen gördüğüm bir blogu tasarımın beğenmediysem hiç şans tanımadan acımasızca kapatıyorum. Bazen de küçük bir şans verip bir yazsını okuyorum. Eğer kayda değer bir şeyler varsa bir ikinci yazının okunulmasını hak ediyor. Benim için kayda değer olmayan bir başkası için mutlaka bir şeyler ifade ediyor olabilir.

Özellikle bayanların bloglarını incelerken daha hızlı yapıyorum bu işi. Neden mi? Basit. Özellikle yeni ergenlikten kurtulmuş aşk acısı çeken ya da aşkının baharında olanlar daha çabuk eleniyor. Sanki hepsi sözleşmişçesine karamsar bir kadın fotoğrafı koyup yazılarını bunlarla ilginç hale getiriyorlar. Ama ne yazık ki bu fotoğraflar sitenizin daha çok okunmasına sebep olmuyor. Aksine aynı şekilde düzinelerce blog olduğundan sizinki de onlarla birlikte rafa kalkıyor. Aslında yazılar geliştirebilir, güzel yazılar. Ancak aynı ruh hali bütün yazılara yansıyınca can sıkıcı olabiliyor. Sürekli bir kaos yaşanıyor olmalı ki hayatlarında umuda dair bir belirti bir iz yok.

Continue reading »

Uyuyangın Blogu

uykucu.jpg 

Fotoğraf Yagi‘nin bir eserine aittir.

Zaman zaman insanın düşünüp de paylaşamadığı duyguları içinde kalır. Ve zamanla nice düşünceler, duygular, fikirler zihnin karmaşık yapısı altında silinir giderler. İnternetin insanlara kazandırdığı en güzel şeylerden biri de fikirlerini ortaya koyabilecek bir mecra bulmaları olmuştur. Ben de bu fırsatı kimine göre biraz geç kimine göre tam zamanında yakaladım. Henüz sitede kullanılan tema biraz eksik kalsa da şimdilik idare eder diyerek işe koyuldum. Bazı bölümler Türkçeleştirildi. Bazıları ise hala ellerimden öper. Belki ileri doğru daha farklı bir tema ile değişiklik yapabilirim. Ama şimdilik önümde uzun bir zaman var. Öncelikle sitenin insanlara ulaşması. Bunun içinde tabi bazı eylemler planda yer alıyor. Continue reading »