Gaziantep sana alışamadım ama içindekilere çok…

Hani içinizi kıyım kıyım yapan anlar olur. Bir sübyanın babasının arkasından gözyaşı döktüğü an  ya da bir çiftçinin bütün ekinlerini sele teslim ettiği anda gözünden dökülen bir damla yaş…Bir ananın biricik oğlunu askerde şehit ettikten sana “bin evladım olsa hepsi sana feda olsun canım vatanım” diye haykırdığı an… küçük bir çocuğun kendisi gibi küçük bir kediyle elindeki lokmayı paylaştığı an… bir aşk filminde sevgililerin badirelerden sonra kavuşma anı… Ya da içli içli çalan bir neyzen…

Continue reading »

İzmir’e Veda ettim, sıra Antep’te

İzmir-KonakSesiz sedasız bir veda ettim o güzel körfeze. Artık hergün varyanttan otobüsle inerken deniz manzarasını seyredemeyeceğim. Bir pide salonunda salatanın içinde roka olmayacak belki de. Sinema çıkışında kordonda yürüyemeyeceğim. O yapış yapış sıcağını hissedemeyeceğim. Fuara kimler gelicek diye heyecanlanmayacağım. Pazara gittiğimde yeşillik olarak bir dünya şey alıp eve gelemeyeceğim. Canım sıkıldığında forbeste bir tur atıp dondurma yemek bir hayal olarak kalacak. Her daim yeşil olan ağaçlarını seyir etmeden devam edeceğim hayata. Efe heykellerini her köşe başında görmeden, hayır için dağıtılan lokma tatlısı sırasına girmeden geleceğim evime. Her köşe başındaki midyeciyi de selamlayamayağım artık. Küçük parkta arkadaşlarla okul çıkışı bir çay içmeyeceğim. Ama bir gün döneceğim tüm bunları tekrar yapabilmek için. bekle beni İZMİR. Yıllar sonra da olsa bir gün mutlaka buluşacağız.

Bu yazı 17 Eylül 2007 tarihinde İzmir’den taşındıktan 10 Gün sonra Hafif.org sitesinde tarafımdan yazılarak, yayınlanmıştır. Şimdi bir veda mektubu da Gaziantep için yazılacak.

Antep Lezzetlerinden Katmer Böreği

katmer böreğiAntep’in lezzetlerinden yuvalama çorbasına ve kısıra el attıktan sonra şimdi sıra katmerine geldi. Bu lezzeti kolay kolay başka bir yerde tadamayacağınızı söylemek mümkün. Katmer aslında bir börek ama tatlı bir börek. Bizim oralarda rahmetli ananemden anneme miras olarak kalan kabak böreği gibi tatlı bir börek. Yapılışı oldukça kolay. Bu sabah kahvaltımıza eşlik edince tarifini vermek boynumun borcu oldu.

2 kişilik yapımı için malzemeleri sayacak olursak;

2 yufka, bir fincan süt, 2 tatlı kaşığı irmik, 50 g dövülmüş Antep fıstığı, margarin, sıvı yağ, şeker. Ha bir de pişirmek için teflon tava.

Önce süt ve irmiği cezvede, irmikler hafif kabarana kadar ısıtın. Kaynatmayın ama. Bu karışımı yufkanın tam orta kısmına gelecek şekilde kaşıkla yayın. Biraz margarin de sürün. Üstüne bolca şeker dökün serperek. Sonra güzelce gözlemeden daha büyük bir şekilde katlayın. Katladığınız kısmın üstüne Antep fıstığı dökün. Üzerine sıvı yağ ekleyin. Şimdi de gözlemeden daha küçük olacak şekilde katlayın. Kızdırdığınız ve margarinle yağladığınız tavaya katmerinizi koyun. Altını ve üstüne hafif kahverengileşene kadar pişirin. Diğer yufkaya da aynı şekilde muamele yapıp pişirdikten sonra yanına çayınız da hazırsa işte size 2 kişilik kahvaltı. Afiyet olsun.

Bir kış daha bitti…

kestaneKışı kış eden soğuğudur, karıdır, yağmurudur, çamurudur. E tabi kış denilince akla her ne kadar soba üstünde kızaran kestaneler gelse de, şimdiler de odun kömür sobaları yerini kalorifer, ufo, doğal gaz, kombi, elektrik sobalarına çoktan bırakmış durumda olduğundan kestane de ya dışarıdan alınacak ya da  hayali kurulacak duruma geldi.  Bu yıl hiç kestane yemedim. Eksik bir kış geçti benim için. Ama bu sabah dışarı erken saatte dışarı çıkmış olmama rağmen ışıl ışıl parlayan güneşi görünce damarlarımdaki kan daha hızlı akmaya başladı.

Bu yıl Gaziantep ilinde yaşadığım için ısınma sorununun olmasını istemedim o yüzden de kaloriferli bir ev tuttuk. İyi de etmişiz. Şimdiler de kat kaloriferi daha yaygın durumda olduğu için binanın temelinde döşeli olmayan borular yeteri kadar ısıtmıyor. Ya da kaloriferi yakmadığınız anda evde battaniyelerle bile oturmanız olası. Halbuki binanın tümünde kalorifer olduğunda duvarlar, duvarların içinden geçen su boruları ve boruların içinden geçen su da ılık oluyor. Özellikle yemek yaparken soğuk su ile sebzeleri yıkamak büyük işkence. Hele de ıspanak…  Tek tek yaprakları yıkayana kadar ellerim çeşmenin altında buz tutacak sanırdım İzmir’de. Sözde sıcak memleket. En azından herkes öyle sanıyor. Evet sıcak olmasına sıcak ama nihayetinde 2 ay kadar da olsa İzmir’de de kış mevsimi yaşanıyor. Hem de iliklerimi donduracak kadar.

Continue reading »

Gaziantep’in Meşhur Yuvalama Çorbası

yuvalama.jpg

Antep’e gelipte bir yuvalama çorbası içmeden giderseniz Antep mutfağına ayıp edersiniz. Buraya geldiğimizde ramazan ayındaydık. Davet edildiğimiz iftar yemeklerinde sürekli söz edilen yuvalama çorbasının adını ilk burada duydum. Her gittiğimiz yerde de bayramda yapacaklarını söylediler. Biz de beklemeye başladık şu meşhur yuvalama çorbasını. Meğer bizim oralarda herkese tatlı ikram edilir buralarda ise yuvalama ikram edilirmiş. Beklediğimize değdi değmesine de bir de koyun eti olmasa…

Şimdi bir yuvalama çorbası Antep usulü ile nasıl yapılır dinleyin. Öncelikle malzemeleri sayalım.
Süzülmüş kese yoğurdu ki lezzet buradan geliyor sakın marketten aldığınız yoğurtla denemeyin sonu hüsran olur.
Daha önceden kaynamış nohut.
Pirinç unu. Buralarda pirinç tozu bulmak mümkün ama siz bulamazsanız evde robotla pirincinizi un haline getirebilirsiniz.
Bir miktar kıyma. Mümkünse dana etinden olsun.
Yumurta.
Geriye tuz ve nane kaldı sanırım. Continue reading »

Google ile memleket hasreti gidermek

maydanozExtreme Tracking raporlarından aldığım verilere sık sık bakıyorum. Google ile siteme girenler hangi arama sonuçlarından sonra bana ulaşmışlar bunları kontrol ediyorum. Şu ana kadar bu sonuçlardan çıkardığım sonuç, insan memleketinin her şeyini özlüyor. Nasıl mı?

Yurt dışından gelen ziyaretçiler genellikle “Antep usulü kısır”, “Antep kısır”, “kısır”, “Antep usulü” arama  sonuçları ile gelmişler. Nerde olursanız olun insanın memleketinin yemekleri her zaman insanın burnunda tütüyor. Çok şükür yine vatan sınırları içindeyim ama, yine kendi ailemden ata diyarından uzak olunca buraları da gurbet oluyor insana. Gerçi ben 9 yılımı geçirdiğim İzmir’i daha çok özlüyorum o ayrı. İzmir’in havası  bir başka güzel be! Henüz ocak ayında olsanız bile gördüğünüz güneş karşısında hayretlere düşüyorsunuz. İzmir’in yeşillikleri şöyle bol limonlu ohh mis gibi. Sadece onları yemek bile insanı doyurmaya yetiyor. O incecik sapları ile tazecik maydanozları  Gaziantep’tekilerle karşılaştırıyorum da  buradakiler sanırım hiç maydanoz görmediler. Markete gidiyorum birbirinden kalın saplı hangi maydonoz demetini alsam şaşırıyorum. Özellikle kış aylarında haftada en az bir defa pişirme alışkanlığım olan ıspanağa nerdeyse veda ettim. Bir kış bitmek üzere ve ben sadece 2 defa ıspanak pişirdim, o da binbir ısrarla… İnsan İzmir’de yaşadıktan sonra hiçbir yerde yeşillik yiyemiyor. Kuzu ıspanaklar offf of. İzmirliler bilirler bir de rokası meşhurdur. Her pidenin yanında mutlaka roka vardır. Her salatanın içine roka konur. Balık roka ile güzeldir. Acı gelir tadı ilk tadıldığında sonra ya müptelası olursunuz ya da sürekli acı gelmeye devam eder. Ben  müptelası olanlardanım. Continue reading »

Sun Express ile Gaziantep’ten İzmir’e Uçuş 2

sunexpress.jpg

Ya ben en başından okumak istiyorum böyle ortadan olmaz diyorsanız buyrun şöyle alalım.

İkinci güvenlikten geçtiyseniz de uçak pistine giderken en son bir kontrolden daha geçmeniz  gerekiyor. Burada bir hostes ve yine bir güvenlik görevlisi isim kontrolü yaptıktan sonra sizi uçağa doğru yönlendiriyorlar. Uçağa giderken bir dizi bavul sizi bekliyor. Aynı anda birkaç uçak kalkıyorsa  bütün yolcuların valizleri bir arada toplanmış oluyor ve  her geçen yolcu kendi valizini seçip “bu benim” dedikten sonra valiz görevlileri seçilenleri uçağa yerleştirmek üzere taşıma arabalarına yüklüyorlar. Valizleri taşıyan araba uçağın bagaj kısmına doğru yol alırken siz de yolcu kapısına doğru gidiyorsunuz. Ve işte tekrar bir isim ve koltuk kontrolü daha geliyor. Burada da size uçak hostesleri yerinizi söylüyor. İçerdeki hostesler de size yerinizi bulmanızda yardımcı oluyor. Her uçakta aynımıdır bilmem ama benim bindiğim uçakta koltuklar diziliş sırasına göre numara alıyor ve her sırada 6 koltuk var. Bu altı koltuk da a,b,c,d,e,f diye sıralanıyor. Tavsiyem biletinizi alırken cam kenarı olsun isterseniz a yada f seçin. Amma kanat üstü olursa -aynı otobüslerde tekerlek üstü olduğu gibi – manzara seyretmeniz pek mümkün olmuyor. Ben giderken 19 numara f koltukta oturdum. Kanat 17 de bitiyordu. O yüzden manzarayı az da olsa seyredebildim. Continue reading »

Antep Usulü Kısır

kisir.jpg

Bugün aşure ayı münasebetiyle biraz geç de olsa aşure yemeğe bir tanıdığa misafirliğe gittim. Menüde aşureden başka bir de kısır vardı. Gaziantep’e geldiğimden beri çeşitli yemeklerle tanışma fırsatı buldum. Bu yemeklerin arasından beğendiklerim ve beğenmediklerim olarak sizinle paylaşacaklarım olacak.
Aşure bizimkinden biraz farklı(bizim ki: Trakya mutfağı). İçine şekerden çok pekmez koyuluyor. Açıkçası pek sevmedim. Ama başka türlü de aşure yapmaya hiç niyetim olmadığı için (yoksa yapamayacağımdan değil) mecburen yedim biraz. Continue reading »

Sun Express ile Gaziantep’ten İzmir’e Uçuş 1

gaziantep-havaalani.jpg

Uçakla yolculuğa çıkmanın ilk adımı bir uçak bileti almak. Eğer ilk defa uçağa biniyorsanız seçeceğiniz uçak şirketi ilk izlenimleriniz için oldukça önemli. Ve Gaziantep’i fazla bilmiyorsanız tavsiyem internetten bilet almanız. Lakin müşteri hizmetleri size servis hakkında bile yeterli bilgi veremezken bilet konusunu unutmanız daha eftaldir.
Önce şirketi seçersiniz demiştik ancak İzmir Gaziantep arası uçuş yapan tek firma Sun Express ise seçme şansınız yoktur. Ben de mecburen Sun Express’in internet sitesine üye olarak işe başladım. Continue reading »