30 değil 29!

okulu-bitir

Okul dolayısıyla uzun bir süredir yazı yazamadım. Şimdi kısa kısa neler oldu neler bitti biraz onlardan bahsedelim.
Öncelikle 5806 sayılı af kanunu ile döndüğüm okuluma devam ettim ve başarılı sayılabilecek bir dönem geçirdim. Almayı beklediğim 5 dersin yanında ikinci dönem ders programına dahil edilen 2 dersi daha alarak 7 dersi verme çabam başladı. Hepsi birbirinden ağır olan 4 dersin yanında 3 seçmeli aldım. Bilin ne oldu? Seçmelilerden biri kaldı. Umuyorum ki tek ders sınavında onu da halledip bir sonraki şubat ayında mezuniyet diplomamı almaya hak kazanırım. Derslerin kapsamında daha önce de bahsettiğim gibi bir portakal suyu fabrikasının fizibilite raporunu hazırladık. Oldukça keyifli bir proje oldu. Temel iletişim seçmeli bir ders olsa da oldukça güzel bilgiler edindiğim bir ders oldu. Hocamın tavsiyesi ile beden dili seminerine gittim. Aslında bir çok seminere gitmek istedim ama zaman kısıtlılığından dolayı gidemedim. Yönetici ne iş yapar bunu öğrendim. “Yönetici iş yapmaz yaptırır.” Dersler hakkında bu kadar yeter.

Continue reading »

Ağlamak üzereyim…

Geçtiğimiz kışı fırın gibi bir evde geçirdikten sonra İstanbul’un soğuk yüzüyle tanışmak pek de iyi olmadı.  Diyorum çünkü fiziksel ataletimizden ve de zaman yetersizliğinden  dolayı soba almakta biraz geciktik. Biz geciktik ama bizden başka herkes meğer bu soba işinde gecikiyormuş. Satıcısı, takıcısı, gaz açıcısı, onay vericisi…

Bu ne ya. Bir soba aldık. Bin pişman bir vaziyette üşüyoruz. Dışarısının havası içeriden daha sıcak. Bu hikaye nasıl sonlanacak merakla ben de bekliyorum.

Geçtiğimiz cumartesi doğalgaz sobası mı yoksa klima mı alsak diye karar vermeye çalışırken kendimizi İkea’da gezerken bulduk. Biraz İkea’da dolaşmak karar vermemize yardımcı oldu. Hem fiyatlar hem de çeşitli tavsiyelerle doğalgaz sobasının bizim için daha uygun olduğuna karar verdik. Tuttuk yolunu yakın çevremizdeki ne alırsan 10 taksit seçenekli bir alışveriş mağazasının. İzmir’de çok defa ağzım yandığı halde bu taksitli satış yapan alışveriş merkezleri bir anda kanıma giriyor. Yine kandırıldım. Hem de bu sefer 15 ay taksitle.

Continue reading »

Hey Özgürlük!

özgürlük

Karmakarışık duyguların sizi esir aldığı anlar olur da hani neyi neden düşündüğünüzü bilmeden beyninizin arasında aksonlardan miyomlara uçuşan bir dalga hüküm sürer… işte öyle bir anda özgürlüğümü hatırladım. Size gümbür gümbür geleceğimi vaat etmedim belki ama kendimi öyle koşullandırdığımı söylemeden de geçemem.  Çalışma hayatına gerçek anlamda adım atmış bulunmanın sancısı içindeyim aslında. Ev değiştirmek mekan değiştirmek çok da önemli değil insan hayatında. Hele komşuluk ilişkiniz yoksa fakat her gittiğiniz yerde sevimli bir dost bırakıyorsanız ne ala. İstanbul hayal şehir. Belki 15 yıldır İstanbul’da yaşama hayalini kurduğum bu şehir şimdi içinden sessizce süzüldüğüm bir yoldan ibaret benim için. İşe başlamadan önce doyasıya gezebilmiş olsaydım belki şimdi İstanbul benim gözümdeki değerini böyle anlamsızca yitirmezdi. Gerçi iş bulabilmek de benim için büyük bir nimet. Bu konuda şikayet etiğim düşünülmesin.  Lakin bulduğum iş mesleğimle uzaktan yakından alakası olmasa da oldukça rahat ve nezih bir ortam. Özel bir şirkette call center departmanında çalışmaya başladım şu gün itibariyle de 40 günümü doldurdum. E buna koca bir Maşallah denir. Continue reading »