İzmir yolcuları dikkat!

Dikkat! diyorum çünkü eğer dikkat etmezseniz şehir için yolculuk ederken gereğinden fazla para harcamak zorunda kalabilirsiniz. Genel olarak her şehrin düzeltiyorum her büyük şehrin kendi şehir içi taşımacılığı için kullandığı bir biletleme sistemi vardır. İstanbul’da Akbil adını verdiğimiz küçük metal yuvarlak, İzmir’de kredi kartı büyüklüğünde ve kalınlığından Kentkart, – artık Çanakkale ve Bursa’da da kullanılıyor sanıyorum-, ve Ankara’da Ego kullanılıyor. Bunları kullanmanız halinde daha avantajlı yolculuk yapabiliyorsunuz. Peki bunlar yoksa? E tabi küçük bir fark ödeyerek ya bilet alıyorsunuz ya da şoför sizin için kendisine ait kartı ya da Akbil’i okutuyor.  Geçtiğimiz zamana kadar İzmir’de bu şekildeydi. Ancak ne olduysa Belediye bu konuda biraz paragöz davranmaya başladı. Özellikle havaalanına gitmek için ucuz yolu tercih edenler diğer alternatiflere göre ucuz ama aslında içten içe kazık yedikleri halde yolculuk ediyorlar. Bunun sebebi yeni çıkan ve adına 3-5 bilet (35 İzmir’in plakasıya o hesap!!!) denilen acımasız bilet. Acımasız çünkü daha sonra  sahibine faydası dokunamayacak olan bir kart. Fiyatı 5,75 TL. İçinde 3 gidişlik bilet var. Normal kentkart ile yolculuk yaptığınızda 1,35 TL para ödüyordunuz en son bildiğim kadarıyla. 3-5 bilet ile bu fiyat yaklaşık 2 TL çıkıyor. Yaklaşık 60 KRŞ zarardasınız. Bundan ne olur? Evet bence de ne olur? Ama iş bununla kalmıyor. Aldığınız 3-5 bileti alma zorunluluğunuz doğuyor. Siz sadece bir gidiş ödemek yerine 3 gidişlik bilet almak durumunda kalıyorsunuz. Bir daha İzmir’e yolunuz düşse de düşmese de… Continue reading »

30 değil 29!

okulu-bitir

Okul dolayısıyla uzun bir süredir yazı yazamadım. Şimdi kısa kısa neler oldu neler bitti biraz onlardan bahsedelim.
Öncelikle 5806 sayılı af kanunu ile döndüğüm okuluma devam ettim ve başarılı sayılabilecek bir dönem geçirdim. Almayı beklediğim 5 dersin yanında ikinci dönem ders programına dahil edilen 2 dersi daha alarak 7 dersi verme çabam başladı. Hepsi birbirinden ağır olan 4 dersin yanında 3 seçmeli aldım. Bilin ne oldu? Seçmelilerden biri kaldı. Umuyorum ki tek ders sınavında onu da halledip bir sonraki şubat ayında mezuniyet diplomamı almaya hak kazanırım. Derslerin kapsamında daha önce de bahsettiğim gibi bir portakal suyu fabrikasının fizibilite raporunu hazırladık. Oldukça keyifli bir proje oldu. Temel iletişim seçmeli bir ders olsa da oldukça güzel bilgiler edindiğim bir ders oldu. Hocamın tavsiyesi ile beden dili seminerine gittim. Aslında bir çok seminere gitmek istedim ama zaman kısıtlılığından dolayı gidemedim. Yönetici ne iş yapar bunu öğrendim. “Yönetici iş yapmaz yaptırır.” Dersler hakkında bu kadar yeter.

Continue reading »

Etohum Yeşeriyor

İstanbul semaları artık Etohum’a dar geliyor. 12 Kasım Çarşamba 16:30’da Alsancak Starbucks’ta Etohum’cular buluyor. İzmir’de olup bu toplantıyı kaçırmayı asla istemem diyorsanız, siz de buyurun gidin. Ben İzmir’de bulunma tarihini değiştirdiğim için bu toplantıya iştirak edemeyeceğim. Ama yakında İzmir’e döneceğim için etohum toplantıları benim için artık İzmir’de olacak. İzmir buluşmasında ilk olarak tanışma kaynaşma olacak. İlerde olacak toplantılarda konukları da dinliyor olacağız.
22 Kasım’da ise Ankara’lı etohumcular coşacak. Hatta bir grup İstanbullu İstanbul’an Ankara’ya tren kaldırmayı bile düşünüyorlar:).
Facebook grubuna katılmak istiyorsanız buraya, e tohum hakkında detaylı bilgi edinmek istiyorsanız buraya tıklayın.

İzmir’e Veda ettim, sıra Antep’te

İzmir-KonakSesiz sedasız bir veda ettim o güzel körfeze. Artık hergün varyanttan otobüsle inerken deniz manzarasını seyredemeyeceğim. Bir pide salonunda salatanın içinde roka olmayacak belki de. Sinema çıkışında kordonda yürüyemeyeceğim. O yapış yapış sıcağını hissedemeyeceğim. Fuara kimler gelicek diye heyecanlanmayacağım. Pazara gittiğimde yeşillik olarak bir dünya şey alıp eve gelemeyeceğim. Canım sıkıldığında forbeste bir tur atıp dondurma yemek bir hayal olarak kalacak. Her daim yeşil olan ağaçlarını seyir etmeden devam edeceğim hayata. Efe heykellerini her köşe başında görmeden, hayır için dağıtılan lokma tatlısı sırasına girmeden geleceğim evime. Her köşe başındaki midyeciyi de selamlayamayağım artık. Küçük parkta arkadaşlarla okul çıkışı bir çay içmeyeceğim. Ama bir gün döneceğim tüm bunları tekrar yapabilmek için. bekle beni İZMİR. Yıllar sonra da olsa bir gün mutlaka buluşacağız.

Bu yazı 17 Eylül 2007 tarihinde İzmir’den taşındıktan 10 Gün sonra Hafif.org sitesinde tarafımdan yazılarak, yayınlanmıştır. Şimdi bir veda mektubu da Gaziantep için yazılacak.

Google ile memleket hasreti gidermek

maydanozExtreme Tracking raporlarından aldığım verilere sık sık bakıyorum. Google ile siteme girenler hangi arama sonuçlarından sonra bana ulaşmışlar bunları kontrol ediyorum. Şu ana kadar bu sonuçlardan çıkardığım sonuç, insan memleketinin her şeyini özlüyor. Nasıl mı?

Yurt dışından gelen ziyaretçiler genellikle “Antep usulü kısır”, “Antep kısır”, “kısır”, “Antep usulü” arama  sonuçları ile gelmişler. Nerde olursanız olun insanın memleketinin yemekleri her zaman insanın burnunda tütüyor. Çok şükür yine vatan sınırları içindeyim ama, yine kendi ailemden ata diyarından uzak olunca buraları da gurbet oluyor insana. Gerçi ben 9 yılımı geçirdiğim İzmir’i daha çok özlüyorum o ayrı. İzmir’in havası  bir başka güzel be! Henüz ocak ayında olsanız bile gördüğünüz güneş karşısında hayretlere düşüyorsunuz. İzmir’in yeşillikleri şöyle bol limonlu ohh mis gibi. Sadece onları yemek bile insanı doyurmaya yetiyor. O incecik sapları ile tazecik maydanozları  Gaziantep’tekilerle karşılaştırıyorum da  buradakiler sanırım hiç maydanoz görmediler. Markete gidiyorum birbirinden kalın saplı hangi maydonoz demetini alsam şaşırıyorum. Özellikle kış aylarında haftada en az bir defa pişirme alışkanlığım olan ıspanağa nerdeyse veda ettim. Bir kış bitmek üzere ve ben sadece 2 defa ıspanak pişirdim, o da binbir ısrarla… İnsan İzmir’de yaşadıktan sonra hiçbir yerde yeşillik yiyemiyor. Kuzu ıspanaklar offf of. İzmirliler bilirler bir de rokası meşhurdur. Her pidenin yanında mutlaka roka vardır. Her salatanın içine roka konur. Balık roka ile güzeldir. Acı gelir tadı ilk tadıldığında sonra ya müptelası olursunuz ya da sürekli acı gelmeye devam eder. Ben  müptelası olanlardanım. Continue reading »