Çocukken kavrayamadığımız şeyler

trenHiç büyümeyen bir çocuk olarak bana, çocukluğumda kavrayamadığım şeyler üzerine mim gönderen suskun, mim yazmayı sevmediğimi bildiği için kibarca bir e posta ile mime karşılık verip vermeyeceğimi sormuş. Kendisine cevaben de dediğim gibi konu hoşuma gittiği için yazmaya çalışayım bir şeyler.

Aslında oldukça zeki bir çocuk olduğum için bana ne anlatılırsa hemen kavrardım. O yüzden kavrayamadığım pek az şey var. Bukadar da megaloman olunmaz ki demeyin. Bunun her ne kadar iyi yanları da olsa kötü yanları da yok değil. Çok fazla çocuk gibi davranamıyorsunuz. Çünkü kimse çocuk muamelesi yapmıyor. Henüz ilkokula yeni başladığım yıllarda mahallenin yaşlı teyzeleriyle bile oturup muhabbet eden bir tiptim. Hal böyle olunca hiç büyümek istemiyorsunuz. Çünkü yaşayamadığınız bir çocukluk kalıyor içinizde. belki de bu en güzeli.  Ama yine de yaşımın gereği anlayamadığım şeyler mutlaka vardı.

İşte onlardan biri de birbirinden uzak şehirlerdi. İstanbul’da yaşayan akrabalarımızı ziyaret etmek için trene binerdik. Ve o tren gittikçe giderdi. Bitmek bilmeyen yolları bir türlü anlayamazdım yolun sonuna geldiğimizde akrabalarımızla görüşebiliyorduk. Ve ben hep birini görmek istediğim zaman trene binmem gerektiğini düşünürdüm. Örneğin birkaç mahalle ötede oturan tanıdıklara oturmaya gidileceği zaman “yine trene mi bineceğiz?” diye sorardım anneme. Cevabını tabiî ki tahmin edersiniz. Continue reading »

Mimlenmek Ne İşe Yarar?

blograzziSon zamanlar bir moda aldı başını gidiyor. Çoğu bloger şimdi ah ben de yakalandım diyecek. Mimlenmek. Pratikte size ne kazandırdığını pek fark etmeyebilirsiniz. Ama teoride çok şey kazandırıyor. Misal sizi mimleyen kişi dolayısıyla sitesinde size link vermiş oluyor. Bu da technorati’de authority demek. Size blograzzi’de puan kazandırmak demek. Google için tanınmak demek. Page rank yükseltmek demek. Dolayısıyla daha çok okur ve sizi daha fazla kişinin tanınması demek. Continue reading »