Uzun bekleyiş sona erdi. Nihayet okuluma dönebiliyorum. Daha önce size okuldan neden atıldığımı uzun uzun anlatmıştım. Şimdi öğrenci olmanın sevincini yeniden yaşıyorum. Pazartesi gününden itibaren beni zorlu bir dönem bekliyor. İstanbul’da bir yarımı bırakıp İzmir’de olmak benim için oldukça zor olacak. Ancak bu konuda eşimin desteği olmasa eminim bunun için bu kadar istekli olmazdım.
E tabi bu zaman zarfı içinde blogu sık güncelleyemeyeceğim. Ama okulda öğrendiklerimi sizin işinize yarayacak şekilde aktaracağıma emin olabilirsiniz. Microblog olmamasına özen göstereceğim. Zaman zaman sizden beni mazur görmenizi isteyebilirim. Bilindiği gibi mühendislik okumak zordur. Derslerin yoğunluğu beni fazlasıyla yorabilir. Ya da nerdeyse 6 aydır evden dışarı nadiren çıkıyor olmamın getirdiği hamlığı üstümden atmama ve daha aktif olmama da sebep olabilir. Bakalım zamanla hep birlikte göreceğiz.
Read the rest of this entry »
Ben size okulumdan bahsetmedim değil mi? Atıldığım okulumdan! O zaman en başından başlayalım.
Ben daha küçücük bir kızken Alpullu Şeker İlkokuluna başladım. O zamanlar henüz fasulye ve çubuklarla yazı çizi derslerine devam ederken Sevgili Öğretmenim Mustafa Tanrıverdi bir gün derste tebeşir kutusunu açarken içinden 2 tebeşir düşürmüş. Sınıfın tümüne sormuş kutuda kaç tebeşir kaldı diye? Bütün sınıf etrafına bakınırken ben 3 cevabıyla 10 puanı kapmışım. –miş’li anlattığıma bakmayın ben hatırlamıyorum annem anlattı. İşte o gün öğretmenim annemi çağarmış ve kızınız çok zeki, artık onun için okula gelmenize gitmenize gerek yok demiş. O günden sonra dediği gibi de oldu. Başarılı bir öğrenim hayatı sürdürdüm taaa Liseyi bitirene kadar. Ve öğretmenim sözünü dinleyen annem toplantılara falan arada övgüler duymak için gelirdi. Bu zaman zarfında evde ödev yaptığımı hatırlamıyorum. Hele ders hiç çalışmazdım. Üniversite hazırlık aşamasında ise neredeyse tüm vaktimi ders çalışmaya ayırıyordum. Eh onca yılın acısını bir senede çıkardım tabii.
Read the rest of this entry »
2