Oscar filmlerine Michael Clayton ile devam ediyoruz. Yakın zamanda Damages’i izlediğim için filme biraz aşina idim. Yine haksız yere kazanılmaya çalışılan bir dava. Fakat bu davada işi başarmaya çalışan bir avukat değil, bir aracı. Yıllarca avukatlık şirketinde çalışmış fakat ne gerçek bir avukat ne de bir savcı olabilmiş. Her fırsatta kendini ön plana çıkarmaya çalışan ancak bir çok sefer başarısızlığa uğrayan Michael Clayton turnayı en sonunda gözünden vurmayı başarıyor. Bir ilaç firması (ya da zirai ilaç firması diyelim) ürünlerinde kanserojen madde bulundurduklarını örtbas etmeye çalışıyor. Adamımız Michael Clayton bu davada öncelikle içine düştüğü bataktan kendini kurtarabilmek için en yakın dostunun ölümünün bir intihar olmadığını bile bile intihar süsü verilmiş olmasına göz yumarak sessizliğini bozmuyor. Ancak daha sonra ortaya çıkan gelişmelerle Arthur’un aslında oldukça önemli bilgiler keşfetmiş olduğunu öğreniyor. Bu sefer kendi peşine düşüldüğünü fark edince işin boyutu değişiyor. Bundan sonrası izlemeyenler için merak konusu olsun. Read the rest of this entry »
Vitrin
Doritos Tadım Testi Sonucu
Doristos kampanyasını çok sevdim. Nedeni ise öğrenim hayatımda öğrendiğim bir dersi aktif olarak hayatımın bir köşesinde uyguluyor olmam. Tadım testi. Tam anlamıyla Doristos bize bunu yapmamızı sağlıyor. Aslında bunu bir strateji olarak değerlendirirsek son derece zekice buluyorum....
Katre-i Matem Bir İskender Pala Romanı
Bir kitabı İstanbul'da laleler açtığında okumak hiç bu kadar manidar olmamıştı. Lalenin hikayesini, güzelim İstanbul'un her taşında hissettirebilmek, yaşatabilmek. Bu okuduğum İskender Pala'nın romanı. "Katre-i Matem". Kitabın başında denildiğine göre adı geçen romanda anlatılan...
Çok Film Hareketler Bunlar!
Dün akşam Yusuf Esenkal’ın daveti üzerine Cevahir Megaplex Sinema’larında “Çok Filim Hareketler Bunlar”ı izledik. (Bundan sonra ÇFHB dediğimde filmden bahsediyor olacağım) Televizyonda izlediğim bir çok skeç için; "daha kaliteli" ve "güldürebilme olsalılığı daha yüksek"...
Maya Takvimi ve 2012 21 Aralık 2012 tarihinde Maya Takimine göre dünyamız son bulacak. Ve insanlık bilinmeyene bir yolculuğa çıkacak. Bir çok inanca göre kıyamet günü söz konusu. Bu İslam’da aynı adla, Hristiyanlıkta Diriliş adıyla, bilinmektedir. Diğer isimlerine Vikipedi’den bakabilirsiniz.
İşte...
Bu Kendime Aferinimdir Yıllar sonra büyük bir işi başarmış olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Artık üniversite mezunu bir gıda mühendisiyim. Bunun benim için öneminin ne kadar büyük olduğunu burada yazacağım herhangi bir cümle ile size ifade edebilmem mümkün değil. Aslında bu haberi alalı yaklaşık...
Her yıl Oscar ödülleri dağıtılmadan önce mutlaka en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi kadın ve erkek oyuncuların aday olduğu filmleri izlerdim. Bu yıl biraz geriden takip ediyorum galiba. Henüz izlemeye yeni başladım. İlk olarak Atonement (Türkçe ismi Kefaret) ile başladım. Film İngiliz İngilizcesi ile konuşan oyunculardan müteşekkil olduğu için beni ilk başlarda pek çekmedi. Filmin ortalarına doğru İngiliz Fransız savaşını konu aldığı ortaya çıkınca daha da soğudum. Ama başladığım bir filmi yarım bırakamamak gibi bir huyum olduğu için mecburen devam ettim. İyi ki de etmişim. Filmin sonuna doğru uzun zamandır güzel bir son izlemediğimi anladım. En azından sonu itibari ile beni tatmin etti.
Filmin konusu şöyle..
Henüz 11 yaşlarında cinselliğin ne olduğunu anlamayan küçük bir kızın yanlışlıkla şahit olduğu bazı şeyleri yanlış değerlendirmesi ve yanlış kişi hakkında suçlamada bulunması üzerine, o kişinin yargılanması, cezalandırılması ve bu kişinin de ablasının sevdiği kişi olması dolayısıyla bir ailenin çöküşünü konu alıyor. Yaptığı hatayı anlıyor fakat düzeltme şansı olmadığını biraz geç fark ediyor. Bu hatanın düzelmesi ilginç bir şekilde bir sanat eseri ile filmin sonunda açıklanıyor. Film bazı geri dönüşlerle hareket kazanmış. İzleyiciyi sıkmayan bir anlatım ve kurgu var. Tabi ortada güzel de bir aşk hikayesi var. Romantizmi sevenler mutlaka izlemeli.
Bundan sonra kendime bir görev belirliyorum. Yanlış yazımlara ya da yanlış olduğunu düşündüğüm çevirilere ve Türkçe’yi yozlaştırmak adına yazılanlara karşıyım. Siz de bu görevde benim de katkım olsum derseniz, blogunuzda kategoriler altında “yakaladıklarım” başlığı açabilirsiniz.
Ve ilk kurban NTV. Kim yapıyor kardeşim sitedeki çevirileri, ortaokulda ingilizceyi yeni öğrenen biri mi?
Sitede Oscar Ödül Töreni hakkında detaylı bilgiye yer vermişler. Bazı şeylerin de orjinaline dokunamayalım demişler herhalde ki, hani o meşhur ” oscar goes to…” diye başlıyan girizgah aynen şöyle çevrilmiş: “ve oscar gidiyor….”
Nereye gidiyor?
Halbuki güzel Türkçemizde bunu söylemenin daha güzel yolları var. örneğin: “ve oscarın sahibi…..”, “oscarı alan…..”, diye.
Not: Bir kelime çevrilecekse adam gibi, çevrilmeyecekse orjinali orijinali ile kalmalı…Benim de bir hatamı görürseniz çekinmeden vurun yüzüme : )






2