
Bundan 1 yıl önce eşimle oturmuş blogların geleceği hakkında konuşurken şöyle demiştim. Bir gün markalar kapımda sıra olacaklar “bir yazı yaz ne olur sana şu ürünümüzü bedava yollayacağız diye”. Bu konuya birazdan döneceğim.
Markette dolaşırken en sevdiğim şeylerden biri promosyonlu-hediyeli- bir ürünü ne pahasına olursa olsun alıvermek. Sadece hediyesi için. Başka bir şekilde temin edilmesi mümkün olamayanlar daha çok dikkatimde tabii. İşte o küçük hediyecikler benim hayatımın neşelerinden biri. Eminim ki bu duygularımda yalnız değilim.
Bazen bu hediyeler büyür. Hediye çekilişleri olur. Ve ben o hediye çekilişlerinden hiç nasiplenemem. Eh sanırım bunda ettiğim duanın önemi büyük. Allah’tan sahip olduğum dünya nimetlerinin hepsinin dişimle tırnağımla kazanılmış olmasını istemiştim. Bir defasında İzmir’de kaldığım yıllarda gözlüklerimi yenilemiştim. Gözlükleri aldığım dükkan yeni açılmış fakat henüz şaşalı bir açılışı olmamıştı. Açılışı için Rahmetli eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Priştina davetliydi. Çekilişle güneş gözlüğü vereceklerdi. Ben her zaman ki talihsizliğim yüzünden gitmek istemedim. Ama son dakika biri fısıldar gibi oldu “giiiiit” diye. Hızlıca giyinip evden çıktım. Açılış konuşmasına yetişmiştim. Ve Sayın Priştina’nın çektiği ilk isim benim ismimdi. Ve yaklaşık 150 ytl değerinde Rayban gözlüğün sahibi olmuştum bir anda. Ama çok sürmedi. Çalındı. İşte böyle benim çekiliş maceralarım.





Hayatı hızlı yaşamaya başlayınca etrafınızda görebildikleriniz algılayabildiklerinizle sınırlı kalıyor. Örneğin her gün önünden geçtiğim devasa surlar gözümde bir şaheser olmaktan ziyade aşılası duvarlar olarak kalıyor. Kahvaltı ettiğim günlerin sayısı etmediklerimin yanında hiçbir değer ifade etmiyor. Bilgisayara freecell oynamaktan ziyade bir amaçla daha az oturuyorum. Eşimle yemeği kim yapacak kavgası yapmıyorum. Çünkü yemek yapmıyoruz. İnsanlarla kurulan diyaloglar nasılsın’dan öte geçmiyor. Hatta “n” harfinde bile kalıyor çoğu zaman. Film izleyebilirsem üzerinde düşünecek vaktim yok. Ev ütü vs işler toplu değil ihtiyaç dahilinde yapılıyor. Telefon görüşmeleri nerdeyse günlük 3 dakika ile sınırlı(iş harici). Haberler ana hatlarıyla biliniyor. Detaylar 3 sayfada kalıyor. Meyve yemeye ayıracak zaman yok. Mutfak çeşmesi az akıyor. Tamirci çağırmaya vakit yok. Faturaları yatıracağız mesai saatinde biz de mesaide oluyoruz. Af gündeme gelmiş. Okulu bitirmek istiyor muyum? Peki okulu bitirirsem mühendislik yapacak mıyım? Ben biraz buhranlardayım siz bana bakmayın. Bu girişten sonra gelelim bu gece aslında yazmak istediğim konuya.




5