Facebook katilleri



Sosyal medya, insanların varsa da olan dil kemiklerini kırdığı mecra haline geldi (Dilin kemiği yok !) Normalde Facebook vb. sosyal mecralarda herhangi bir grup takip etmeyi sevmez, takip edenlere de ayrı bir gözle bakardım. Vakit kaybı olarak değerlendirirdim. Çocuklardan sonra, yaşanılan tecrübesizlikler adım adım sizi tecrübe sahibi insanlara yaklaştırıyor. Çaresiz kaldığınız durumlarda “acaba?” diyerek başka insanların tecrübelerinden fayda sağlamaya çalışmaya başlayabiliyorsunuz ister istemez. İşte böyle başladı benim de bu gruplara dahil olma serüvenim. Severek takip ettiğim birkaç grup var. Bunların arasından birkaç aylığına susturup bildirimlerini kapattıklarım da var. Gruplar konularına ve dahil olan diğer insanlara göre kaliteli ya da kalitesiz olarak nitelendirilebilir.

Kaliteli denilince kastedileni herkes anlamıştır. Eğer size anlam katar ve hayatınızda başka pencereler açmayı başarabilirse kaliteli sayılır.
Peki, kalitesiz denilince? İşte bu sorunun cevabı biraz karışık. Sosyal ağlarda yeriniz varsa bu tür insanlarla karşılaşmışsınızdır. Hatta belki de farkında olmadan bu tür insanlardan biri haline gelmiş olabilirsiniz. İnsanoğlu sürekli değişen, öğrenen ve yenilenen bir varlık. Öğrenmeye muhtaç. Bazen sizin için önemli olmayan sıradan bir bilgi bir başkası için altın değerinde olabilir. Kendimin de içinde bulunduğu gruplarda şahit olduğum enteresan birkaç olaydan bahsedeyim.

İnsanların faydalı eşyalar üretme, ev dekorasyonlarında fikir alışverişinde bulunma gibi amaçlarla bir araya geldikleri grupta, resminden anladığım kadarıyla 12-13(erkek) yaşlarında bir ortaokul öğrencisi annesi evde yokken caaanım masa üstünde ütü yapmış ve mobilya masa üstü beyazlamak suretiyle deforme olmuş. Bin bir korku ve çaresizlik içinde bu gruba “nasıl düzeltebilirim?” sorusunu sormuş. Belki birkaç gruba daha sordu bilinmez. Altına tahmin edebileceğiniz gibi hep bir ağızdan anlaşmışçasına onlarca yorumda “kolonya dök yak” talimatı gelmiş. Ben birine cevap yazmadan önce ucundan da olsa profil resmine bakarım. E profil resmi bunun için var öyle değil mi? Biri de çıkıp bakmamış olacak ki, hiçbiri bu yaşta bir çocuğa verdikleri talimatın bir facia ile sonuçlanabileceğini hesaba katmamışlar. Neyse ki korkulan olmadı çocuk başarı ile görevi tamamlamış ve masayı kurtarmış. Her yorumun altına gerekli uyarıyı yapmaya çalıştım ama sistem beni spam mesaj olarak atadı. Buradan çıkacak ana fikri belirtmek gerekirse; Facebook gruplarındaki insanlar yan komşunuz değildir. İçlerinde potansiyel bir katil ya da 9 yaşında bir çocuk olabilir. Dikkat!
Püf noktası: Sıcak teması ile ağaran mobilyanızı azar azar ve kısmi olarak kolonya döküp alevlendirerek düzeltmeniz mümkün.

Bir başka çeşit insan modeli; tahammülsüzler! Bunlar bir grupta diğer grup üyelerine göre daha eski olup, grubun mottosunu adı soyadı gibi ezberlemiş, hatta bir süre grup yöneticisi adına soru/nlara yanıt vermiş ama tekrar eden sıkıcı sorulardan eninde sonunda bunalmış, bu yüzden de sanki 3-4 ay öncesine kadar aynı soruları kendisi büyük bir heyecanla sormamış gibi yeni katılan üyelere karşı bir aşağılama bir tersleme moduna girmiş insanlardır. Ve en iyi grupları bile baltalayan belki de bu grup insanlardır. Severek takip ettiğim ve hayatımın aydınlandığı bir grup bu tür insanlar yüzünden birkaç hafta askıya aldığım bir grup olmak zorunda kalıyor. İler ki yazılarımda bu grup ve içeriği hakkında daha detaylı bilgi aktarmayı planlıyorum.

Hazır olun bomba geliyor. Anne çocuk, hamilelik, anasınıfı, ilköretim, montessori vb. gruplar. İşte tam kaynayan kazana düştünüz demektir. Anneler!
Bu tür gruplarda; “madem televizyon izleteceksin çocuk doğurmasaydın” diyeni de gördüm, çocuğunu at gibi yarıştıranını da. Kızına 4.5 aylıkken ek gıdaya başladı diye linç edilmeye çalışılan anneyi de gördüm. Maalesef bu grup en tehlikeli grup belki insanı fiziksel olarak değil ama ruhen katleden insanlar çoğunlukla bu gruplardan çıkıyor. İnsanlar internet üzerinden yazdıkları her kelimenin bir bedeli olacağının farkında değil. Özellikle maddi açıdan sıkıntı yaşamayan, evde bebek bakımın kendisi üstlenmiş ve ev işlerini yükleyebileceği bir yardımcısı olan kadınlar, sanıyorlar ki herkesin bu kadar geniş imkanları var da onlar değerlendirmiyor. Biraz empati kurmak hiç fena olmaz. İnsanı diliyle dövmek de ciddi bir suçtur. Bu suç pek hafife alınmamalıdır.

Bir başka grup ise yöneticisinin üyelerine atarlandığı grup. Genellikle çevre duyarlılığı ve kimilerine göre komplo teorisi diye nitelendirilen bilgi paylaşımlarının yapıldığı gruplar. Kedi köpek sahiplendirme, iklimlendirme ve haarp, evsizler vb gibi, iyi bir dünya oluşturmaya çalışan gruplar ve yöneticileri o kadar heyecanlı ve kendilerinden geçmişler ki tam açık olmayan ama kötü bir niyeti de olmayan en küçük farklı bir seste başlıyorlar veryansın etmeye ve işte orada film kopuyor başlıyor grubu dağıtmaya sonra sakinleşiyorlar ve hoop sil baştan. Böyle sürüp gidiyor.

Peki neden siz de bunlardan biri olabilirsiniz? Hemen anlatayım kendimden biliyorum. Gerçi bu sosyal medyada değil kanlı canlı olarak yaşandı ama insanlar ekran arkasında ya da önünde hep aynı. Hamilelik dönemini de katarsak yaklaşık 5 yıldır toplu taşıma araçlarını kullanabilmek için asansör kullanmak zorundayım. Bebek arabası malumunuz. Yine bir gün Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’ndeyiz. Eşim çocuklarla dışarıda beklerken biz de kan ter içinde kalmak koşuluyla (çocuk ağlamalarıyla yarım kalan) zorunlu alışverişi yapmak için ablam ile birlikte geride kaldık. Alışverişi 10 dakika gibi bir süre için hızlıca halledip asansöre doğru koştuk. Şansımıza tam da kapı kapanmak üzereyken yakaladık. Biz de sevindik ama içindekiler pek sevinmedi. 5 kişilik bir aile 2 yürüyebilen biri de bebek arabasında toplam 3 çocuğu olan bir aile. Aslında asansörün kapasitesi müsait ama anne biraz kilolu olduğu için biz içeri girince biraz sıkışmış oldu. Neyse o toplamda 25 saniye bile sürmeyecek gergin anlar böylece başlamış oldu. Kadın önce inceden bir süzdü bizi. “Ne zaman göz göze geliriz de lafı yapıştırırım” der gibi bakıyordu adeta. Her ne kadar anlam veremesem de bir an bakışlarım onun bakışlarıyla çarpıştı. İşte o anda avının üstüne atlayan panter misali kadın başladı konuşmaya “aslında siz merdivenden de inebilirsiniz. Ayıp değil mi? Sizin yüzünüzden bir başkası binemedi” falan filan. Belki de aynı pozisyona kendimi koysam benzeri sözler edebileceğim bir durum. Bir dakika ya ne var ki “biz de bebek arabası ile iniyoruz farkımız ne ?” diyecek oldum ki arabaların yanımızda olmadığını fark ettim. E kolay değil bu kadar yıl dışarıda bulunduğun her an yanında bebek arabası var ve alışkanlıklar 10 dakika ile değişmiyor. Neyse ki ağzımı açmamıştım ki haksız duruma düşmedim. Bir iki saniye duraksadıktan ve kadının söylediklerini özümsedikten sonra döndüm ve “haklısınız alışkanlık sürekli bebek arabası ile bindiğim için…” diye açıklama yapmaya çalışıyordum ki susmak zorunda kaldım. Karşıdaki bilenmiş bir defa. Sanki ben kadına haklısınız dememişim de “sen kim oluyorsun da bana akıl veriyorsun” demişim gibi diliyle dövmeye başladı. E bende de sabır bir yere kadar biraz yüksek perdeden “özür diledik haklısınız dedik ya daha ne bıdı bıdı konuşuyorsun” dememle kadın kocasından bir çimdik yedi. Ve susuştuk hep birlikte. Hayatımın en saçma 25 saniyesiydi. İnsanların tahammülsüzlüğü o kadar artmış ki artık özür dilemek bile görmezden gelinebilecek yanlışları, hataları çözmüyor.

Bu hikaye bizzat günlük aktif hayatta başıma geldi. Belki o kadın da benim gibi oturmuş bu anısını başka bir yönüyle ele alıyordur. Kim bilir?

Yeni çağın sorunu bu: Birbirimizi dinlemiyor, anlamıyor, empati kurmuyoruz.

 

 



Bu yazıyı paylaş
Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir