Gülmek, Gül(e)bilmek, Güldürebilmek
Gülebilmek bir meziyetse güldürebilmek ayrı bir meziyettir. Kolay kolay her espriye gülen her karikatürde kahkahalar koparan biri olmadığım halde bazen kendi kendime deli gibi de gülebilirim.
Atalarımız güzel bir söz söylemişler. “Osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur” diye. Oysa ki benim hayatta en fazla güldüğüm olaylardan biridir yanlışlıkla kaçan gazlar. Bir gece komik videolar izlerken birinde,2 zenci ,2 sarışın Amerikalı hatunu jimnastik yapıyordu. Zenci olan başta diğerleri de onu taklit ederek yaptıklar hareketleri yapmaya çalışıyorlardı. Derken Baştaki zenci hatun ayaklarını sağdan sola çevirirken gaz kaçırdı. Hem de yüksek sesle. Diğerleri de bunu görünce gülmekten yuvarlanmaya başladılar. Ben buna katılıncaya kadar güldüm. Hayatımda ilk kez gülmekten katılmak ne demekmiş bunu da öğrenmiş oldum.
Ayrıca her ne kadar vahim bir durum olsa da ayağı tökezleyen ya da yuvarlanıp düşen birini gördüğüm anda kendimi tutamam. Düşen kendim de olsa önce güler sonra kalkarım. Hatta bir gün otobüste tek başıma yolculuk ederken geçtiğimiz caddede yürüyen 3 kişi sırasıyla tam benim baktığım anda tökezleyip sendelediler. E tabi tek başınayken gülerseniz deli muamelesi görürsünüz. Ancak bu pek umurumda olmadan gülebilirim.
Son yıllarda adı “stand up”çı olarak bilinen güldürü ustaları fazlasıyla çoğaldı. Gerçek anlamda güldürebilenler az olsa da hayatımıza küçük renkler kattıkları bir gerçek. Bu konuda Cem yılmaz pastadan en büyük payını aldı almaya da devam ediyor. Daha sonrasında arkasından türeyen Cem yılmaz taklitleri bize yeni şeyler sunmaktan ziyade tekrardan öte geçemiyor.
Diğerleri arasında iyi olarak sayılabilecek bir çok komedyen de yok değil. Ata Demirer, Ceyhun Yılmaz, Tolga çevik bunların arasında bir çırpıda sayılabilir. Ancak ben komedyenlerin şovlarında gülemiyorum. Ancak beni gülümsetebiliyorlar. Her nedense insanların başkalarının ağzından küfür duyması insanları kahkahalara boğabiliyor. Küfür duymak ve ailelerine bunu duyurmak istemeyenler için de alternatifler mevcut. Daha çok muhafazakar kesimin takip ettiği Ahmet Gülderen de bir komedyen. Ancak bazı noktalarda Cem Yılmaz’ın arka fondan tüyo veriyormuş hissini uyandırıyor O da.
Aynı şekilde karikatürlere gülemiyorum. Ancak Yiğit Özgür başka. Adam tam bir felaket. Belki de düşüncelerimizi, günlük hayatımızı bütün doğallığıyla çizimlerine ve balonlarına yansıttığı için bu kadar seviyorum. Herkesin aklına gelebilecek türden espriler yapıyor. Tabiri caizse ayı esprisi de yapıyor. Ama aklına geleni çarpıtmadan nasıl daha iyi olur diye düşünmeden yapıyor belki de. Bu onun hızla insanlar arasında dev karikatür paylaşım ağı kuracak kadar büyümesine sebep oldu.
Gülmek insanların temel ihtiyaçlarından biri. Yüzümüzdeki çizgilerin oluşumuna bir katkı da attığımız kahkahalar yapar. Bizi biz yapan özelliklerimizden biridir gülmek. O yüzden komedi filmleri çekilir. Kadınlar esprili erkeklerden hoşlanır. Çocukları gıdıklamak bu yüzden hoşumuza gider. Ağlayan bir arkadaşımızı güldürmeye çalışmamız da hep bu sebeptendir. Sınıfta dersi kaynatma sebebidir gülmek.
Gülmek güzeldir. Ama gülümsemek daha güzeldir.
RSS 2.0 ile takip edin. Geri İzleme yapın.

16 Nisan 2008 -- 16:38
dersi kaynatmak ve gülmek deyince bizim hocaların taklitini yaptığımız anlar gelir aklıma hep. Aslında bizim hocaların hepsi tam bir film ya. Gül gül ölürsün tarzı bir şey bunlar fakat biz onları öyle seviyoruz. Onlara da gülmesek nasıl geçerdi hayat di mi

Gerçekten ilginç bir nokta yakalamışsınız, ve akıcı bir yazı olmuş
17 Nisan 2008 -- 01:09
Ne demiş atalarımız:Bir kahkaha at bir kilo pirzola yemiş kadar olursunuz.(canımda pirzola çekti ya)Atalarımız ne dediyse doğru demiş bu zamanda doyasıya pirzola yemek şöyle dursun,5 milyonluk kıymayı kaça bölsek diye düşünüyoruz.Allahtan stendupçılar var yoksa tebessümü de unutur olacağız.(pirzolayı unuttuğumuz gibi)Bol kahkahalı yaşam dileklerimle….
17 Nisan 2008 -- 12:22
Eh insan gittiği şova varmadan önce “abi (veya duruma göre abla) öyle bir güleceğim ki dert,tasa kalmayacak” şartlanmasıyla giderse oraya değil Cem Yılmaz bendeniz çıksa, heder, hödörö dese bile insanlar gülmekten baygınlık geçirebilir. Gülmek dediğimiz olgu doğal olacak, aynen anlattığınız gibi. Zaten insan hayatta katıla katıla güldüğü anları hatırlamaya çalışırsa fark edecektir ki, kimse kendisini güldürmeye çalışmamıştır. Ya bir grup arkadaşlar bir şeyleri konuşurken veya birilerinin başına bir şeyler geldiğinde katıla katıla gülmüşüzdür.
Allah hep güldüren şeyler versin başa, biz de bol bol gülelim. Zararı olmaz en fazla birileri birazcık kınar.
17 Nisan 2008 -- 12:44
Gülümsediğim sürece insan olduğuma inanıyorum ben. Gerçi sadece insanlar gülümsemez ya… Mesela benim Tarçın’ım da güler.
Gülmek ve gülümsemek bulaşıcıdır bir de. Sokakta yürürken biri bir şey sorsa ya da ne bileyim bir komşuya rastlasam o gün halet i ruhiyem ne kadar kötü olursa olsum gülümsüyorum. Ben gülümseyince o da gülümsüyor. 1 saniyelik bile olsa karşımdakinin yüzündeki kaslar çalışıyor. Bu bana yetiyor.
Ayrıca Heartsmagic’ in yazdığı yoruma da katılıyorum ben. Sanırım yine Cem Yılmaz birazdan yazacağım şeyi şovlarında konu etmişti. O kadar parayı verme sebebimiz gülmek. Buna şartlanarak gidiyoruz. Adam hapşırsa güleceğiz zaten.
Gülmeyi bile parayla satın almaya ya da elde etmeye çabalıyoruz… Bu bana oldukça garip geliyor. Ayrıca gülmek bulaşıcı dedim ya. Bir salon dolusu insan gülünce bu size de bulaşıyor. İşte bu sebepten sanırım en sağlıklı gülüş kendi aramızda güldüklerimiz.
17 Nisan 2008 -- 12:47
Miraycım az evvel komşu siteye yaptığın yorumun her ikimizde de tebessüme yol açtı. Bunun için Teşekkürler:)