Hadi buyur burdan yak!
Hayatı hızlı yaşamaya başlayınca etrafınızda görebildikleriniz algılayabildiklerinizle sınırlı kalıyor. Örneğin her gün önünden geçtiğim devasa surlar gözümde bir şaheser olmaktan ziyade aşılası duvarlar olarak kalıyor. Kahvaltı ettiğim günlerin sayısı etmediklerimin yanında hiçbir değer ifade etmiyor. Bilgisayara freecell oynamaktan ziyade bir amaçla daha az oturuyorum. Eşimle yemeği kim yapacak kavgası yapmıyorum. Çünkü yemek yapmıyoruz. İnsanlarla kurulan diyaloglar nasılsın’dan öte geçmiyor. Hatta “n” harfinde bile kalıyor çoğu zaman. Film izleyebilirsem üzerinde düşünecek vaktim yok. Ev ütü vs işler toplu değil ihtiyaç dahilinde yapılıyor. Telefon görüşmeleri nerdeyse günlük 3 dakika ile sınırlı(iş harici). Haberler ana hatlarıyla biliniyor. Detaylar 3 sayfada kalıyor. Meyve yemeye ayıracak zaman yok. Mutfak çeşmesi az akıyor. Tamirci çağırmaya vakit yok. Faturaları yatıracağız mesai saatinde biz de mesaide oluyoruz. Af gündeme gelmiş. Okulu bitirmek istiyor muyum? Peki okulu bitirirsem mühendislik yapacak mıyım? Ben biraz buhranlardayım siz bana bakmayın. Bu girişten sonra gelelim bu gece aslında yazmak istediğim konuya.
Reklamlar. Sağımız solumuz her yanımız reklam olmuş. Bir gelir kapısı olan reklam her yanımızı sarmış. Blogumuza bile reklam alıyoruz. Bu gece gördüğüm su deposunun üstündeki reklam bana yuh dedirtti. İstanbul’un taşı toprağı reklam olmuş. Bindiğin otobüs bile her yanı reklam. Nerdeyse evimin iç cephesine bile reklam alacağız. Gelen misafirler için olsa gerek. Binaların inşasında reklam alınabilirlik fizibilitesi bile yapılıyor. Reklam ne kadar önemli? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye göre değişir. Ama bana göre kısa ve net bir cevabı var. “Oldukça”
Bir bakkal bile olsanız reklamınız olmalı. Lakin şöyle bilmediğiniz bir sokakta muhtarlık şubesini arıyorsanız hele de mevsim yaz ise o bir şişe suyu bulabileceğiniz bir bakkalı nasıl buluyorsunuz. Köşe başında döndüğünüzde tüm sokağı tarayarak bir bakkal tabelası arıyorsunuz. İşte o tabela sizin o anda hayatınızı kurtarabiliyor. Tabela da bir nevi reklam sayılır kanımca. Tam da uzun zamandır yorum gelmiyor dediğim sırada maile gelen yorumu düzenle mesajı! Zamanım olsa güzel yazılar yazmaz mıyım? Ben de yorum almaz mıyım? Ama bir düşünürün dediği gibi okursanız okunursunuz. O düşünürün kim olduğunu sormaya kalkışmazsınız sanırım. Böyle ruh hallerinde kendimi çok severim. Her şeye karşı agresif ama her şeyi kabullenebilen bir durumda olurum. Örneğin şu anda ssatin geç olmasını ve yarın işte uyuklayacağımı bile bile inatla yaz yazmalıyım diye bilumum saçmalama türevlerini denemek. Ayrıca türev deyince bilmem kaçıncıya aldığımda geçtiğim diferansiyel denklemler geldi aklıma. Hadi ben salağım, ama benimle birlikte kalan 100 küsür öğrenci de mi salak. Hocanın hiç mi suçu yok.
Ama sistem onu gerektiriyorsa susuyorsun. Aslında agresifliğimin sebebini şimdi anladım. Çocukluğuma inelim… şaka canım. Ne çocukluğu basbayağı af çıkıyor diye sinirlendim. Geçen yıl bir hiç uğruna rafa kaldırılan af, şimdi hiç olmadık zamanda gündeme oturuyor. Keyfe keder dur şimdi bırakayım bir daha ki yıl giderim deme şansım da yok.
Ben size söylemiş miydim okuldan atıldığımı? 7 yıl da okulu bitiremediğimden beni şutladıklarını. Ne acı değimli 60 tane dersi ıkına sıkıla ver. Kalan 8 ders yüzünden insanların gözünde tembel teneke ol. Ama o insanların bilmedikleri çok şey var. Bir insan öğrenim süresi boyunca 3 defa sistem değişikliğine maruz kalmaz ki! Ve karşınızda sizi savunacak hiçbir yönetmelik bulunamıyor. Mahkemeye versen kazanacaksın ama mahkeme ile uğraşacağına otur dersini çalış diyor bir anne sesi içinizden. O anne sesi şimdi de ne olursa olsun afla okula dön ve 8 dersini ver bir mühendis olsun diyor. Ne için dua edeceğinizi şaşırdığınız anlar olur ya. Ne biçim bir durumdur ben de bilemiyorum.
Şimdi İstanbul’a yerleşmişken tası tarağı toplayıp İzmir’e gitmek… Ben İzmir’e emekli olunca gidecektim ama. Kalacak yer ayarla. Bir de otur ders çalış. Bir sürü ıvır zıvır projelerle uğraş. Ve en zoruda aradan bir yıl geçtikten sonra yeniden dersleri hatırlamaya çalış. Offfffffffffff of çekilir buna.
Sevgili kaarilerim sizleri sıktıysam affola ama ben kiminle paylaşayım?
8 Responses to “Hadi buyur burdan yak!”
Düzen kurduktan sonra tekrar bozmak gerçekten zor anlıyorum.Allah sabır versin mi denir,ne denir onu’da bilmiyorum açıkçası.
Durum zor, böyle ani olarak karşımıza çıkan hayati kararlar insanın elini ayağına dolayıveriyor. Uzatmadan kişisel görüş belirteyim, affı değerlendirin. Bitirdikten sonra bir şey olmak için değil, belli ki içinizde ukde kalmış, şimdi onu başınızdan savmazsanız ömür boyu öylece içinizde kala kalır. Tabi böyle uzaktan söylemesi hoş, zaten yazının sonlarındaki serzenişte bunun neden zor olduğunu belirtmişsiniz. Ancak zor olsa da bence o ukdenin oradan ayrılması lazım.
zor bir durum ama okul bitirmek bana göre hayatta uğruna herşeyi yapabileceğim fedakarlıklardan. Öss önündeki kuyruğu düşünsene. Bu arada hangi bölümde okuyordun uyuyang.
Herşeyin hayırlısı olsun.
Çook ilerde saçları beyazlamış,yüzünde yılların armağanı çizgiler olan bir bayan torunlarına anlatıyor, zamanında gıda mühendisliğini kazandım, yedi yıl okudum ama bitiremedim, sonra bir af çıktı ama ben bunu değerlendirmedim. Bir de …., sonra bir af çıktı, ben de tası tarağı toplayıp İzmir’e gittim vee üniversite diplomamı aldım..Nineniz zamanında bu şartlarda mühendis oldu… Hangisi daha çok hoşunuza gitti?
Ama yine de yüreğinizin sesi sizi en mutlu edecek olan sesdir, kolay gelsin…
Çocuklaçocuk, Aslı’nın da dediği gibi Gıda Mühendisliği Bölümü’nü kazandım ve okudum.
Gelelim bu affın değerlendirilmesine; Tabii ki değerlendirmek zorundayım. Ben sadece bu aşamada yaşayacağım zorluklara isyan ediyorum
Geçen gün bu yazıyı okudum fakat yorum yazamadım, o günden beri durup dururken takılıyor aklıma. Önce takılan kısmı şu: Sen bu yazıyı yazmadan 1-2 gün önce reklamlarla ilgili bir şey yazmayı düşünüyordum fakat artık gerek görmüyorum
Tüm anlatmak istediklerimi öyle güzel anlatmışsın ki. Diğer takılan kısımlarıysa durup kendime şunu soruyorum “ben böyle bir yol ayrımında ne yapardım?” hani ne yapacağımı bileyim de ona göre fikrimi belirteyim değil mi? Affı değerlendirme zorunluluğundan bahsetmişsin zaten. Benim fikrim de o yönde… Diploma fetişisti olan bir ülke de diplomamız olmadan pek bir işe yaramıyoruz sanırım. IQ’muz yazılı sanırım üzerinde… Sen dilediğin kadar teoride başarılı ol beyninle çenen bir de elin aynı anda işlemediği sürece aslında bir hiçsin… Hiçsin de bunu anlayan çok az.
Ufukta mekan değişimi söz konusu sanırım yine… Ne kadar zaman var? Allah gönlüne göre olanı, hayırlısını nasip etsin. Bu kadar canını sıkıp yıpratma kendini. Her şey olacağına varır…
yazınızı tesadüfen şimdi okudum.siz de tam benim içimden geçenleri yazmışsınız.ben de uludağ gıda müh.atılmıştım.ve şimdi aftan yararlanıyorum(tamamen baskıyla)siz de okula geri dönüyor musunuz çok merak ettim.teşekkürler
Evet Ayça, gerekli başvuruları yaptım. Sanırım şubat ayında yeniden okullu olacağım. Emin ol okulu bitirdiğinde yaptığın işten gurur duyacaksın. Başarılar diliyorum sana da. Bu yapılan baskı büyük ihtimal ailen tarafından yapılıyordur. Unutma ki onlar her zaman dağın arkasını bizden önce görüyorlar.
Leave a Reply