Hey Özgürlük!

4

11-07-2008 | uyuyang | günlük | , , , ,

özgürlük

Karmakarışık duyguların sizi esir aldığı anlar olur da hani neyi neden düşündüğünüzü bilmeden beyninizin arasında aksonlardan miyomlara uçuşan bir dalga hüküm sürer… işte öyle bir anda özgürlüğümü hatırladım. Size gümbür gümbür geleceğimi vaat etmedim belki ama kendimi öyle koşullandırdığımı söylemeden de geçemem.  Çalışma hayatına gerçek anlamda adım atmış bulunmanın sancısı içindeyim aslında. Ev değiştirmek mekan değiştirmek çok da önemli değil insan hayatında. Hele komşuluk ilişkiniz yoksa fakat her gittiğiniz yerde sevimli bir dost bırakıyorsanız ne ala. İstanbul hayal şehir. Belki 15 yıldır İstanbul’da yaşama hayalini kurduğum bu şehir şimdi içinden sessizce süzüldüğüm bir yoldan ibaret benim için. İşe başlamadan önce doyasıya gezebilmiş olsaydım belki şimdi İstanbul benim gözümdeki değerini böyle anlamsızca yitirmezdi. Gerçi iş bulabilmek de benim için büyük bir nimet. Bu konuda şikayet etiğim düşünülmesin.  Lakin bulduğum iş mesleğimle uzaktan yakından alakası olmasa da oldukça rahat ve nezih bir ortam. Özel bir şirkette call center departmanında çalışmaya başladım şu gün itibariyle de 40 günümü doldurdum. E buna koca bir Maşallah denir.

Yaklaşık iki aylık uzak kaldığım sürede akrabalık ilişkilerini biraz yoğunlaştırdım. Yıllardır onları senede ya da iki senede bir   görmeye alışık olduğumdan, bu kadar sık görüşmek hem benim için hem de onlar için oldukça iyi oldu.
Yine bir taşınma hikayesi olduğundan önceki taşınmada hasar gören ev eşyaları biraz daha ağır hasarlara maruz kaldı, tabi bizimle gelmeyi  başaranlar :) bu aşamaya gelmeyi başaramayanlar ise Gaziantep’in ücra bir köşesinde kendilerine yer buldular bile. Yakın bir zamanda yeni eşyalar alma telaşı başlayacak. Ha bir de doğalgaz dönüşümü var. Tüpgaz kullanmaya alışık olan için doğalgazın yavaş ve ahenksiz alevi biraz hasta edici.  Kışa nasıl olur göreceğiz. E Gaziantep’te ki kapıcımızı fazlasıyla anacağız sanırım. Akşamları eve geç geldiğim için doğal olarak yazılarım eskisi kadar sık olmayacak. İnternette eskisi gibi saatlerimi geçiremeyeceğim. İstediğim vakit bir dizi ya da film izleyemeyeceğim. Uykum olmasa bile ertesi gün işe gitmem gerektiği için erken yatacağım. Kim bilir bulaşık yıkamayı bile özleyeceğim. Daha önce dolaştığım blogları yine dolaşacağım belki ama yorum yazamayacağım. İşte insanın özgürlüğünün kısıtlanması böyle bir şey olsa gerek.
 
Umarım maddi olanaklarımız bir an önce değişir ve ben de çalışmak zorunda kalmam. Selçuk hoca lafım sana :)
hepinize yeniden merhaba. Ben döndüm.

Paylaşın

  • Stumble upon
  • twitter


Yorumlar (4)

Hoş döndünüz efendim. Hayatın gidişatını önceliklerimiz belirlemekte. Eğer şu an için çalışmak bir öncelikse yapacak bir şey yok, varsın yazılarınız tek tük olsun. Zaten günlüğün anlamı nedir ki? Kimisi her şeyi yazar orada, kimisi ise arada nefes almak için canı istediklerini.

Bu arada İstanbul zor, hatta bazen gıcık ama (altı çizili)güzel şehirdir.

Hoşgeldiiin :) Ben çok sevindim gelişine… Zaten anlatmama da gerek yok ne kadar sevindiğimi tahmin ediyorsundur :p
Ben de Heartsmagic’e katılmadan edemeyeceğim. Şu an için önceliğin yaşamdaki gerçekliklerse, blogu ikinci plana atman pek tabiki olması gereken bir şey.
Ben 1,5 sene evde oturup ev hayatına alıştıktan sonra işe başladığımda ilk 2 ya da 3 ay neredeyse benzer sorunları yaşadım. Eve geldiğimde yatağın yerini zor buluyordum. Yapmak istediklerim bir yerdeydi, yaptıklarım bir yerdeydi… Haftada sadece bir günüm boştu ve o günde tüm haftanın yorgunluğunu atabilmem için neredeyse tüm gün yatmam lazımdı. Fakat ben bir de otobüslerde toplamda 3-4 saat harcayarak Murat ile buluşmaya gidiyordum. Bir yerden sonra konu ne olursa olsun ağır geliyordu bu da. Fakat dedim ya 2-3 ay sonra gayet güzel bir şekilde bu tempoya alışılıyor. Biraz kendin çaba gösteriyorsun, biraz da kendi kendine oluyor. O sebepten içini ferah tut. Zaten tempon düzene oturduktan sonra çalışmak da pek zevkli geliyor. Kısaca 1-2 ay daha dişini sıkman lazım. Hoşgeldin tekrar :)

Hoşgeldin, güzel haberlerle geldin. Çalışmak gibisi yok bence, evdeki bulaşık hiç bitmez özlemezsin merak etme.

Özgürlük gibisi varmı ya ama hayat insanı öyle durumlara getiriyor ki istesenizde özgür olamıyorsunuz başkalarını düşünmek zorunda kalıyorsunuz belkide ben böyle bir durumda kaldım bilemiyorum…

Yorum yaz