Hiç tanımadığınız biri size saat verirse?

Web 2.0 sayesinde kurulan dostluklar arkadaşlıklar, karşılıksız paylaşımın başladığı, çıkarların göz ardı edildiği bir dönemin başlangıcı oldu. Her türlü bilgi paylaşımı ile şehrin, ülkenin ve hatta dünyanın bir ucundaki hiç görmediğiniz ama her türlü ilgisinden haberdar olduğunuz bir çok insanla tanıştık. Benim de web 2.0 deneyimlerim arasında ilk sıralarda yer alan pilli network oldu. Bu sayede hem teknoloji aşıklarıyla hem dizi severlerle hem de ev hanımlarıyla tanışma fırsatım oldu.
Geçtiğimiz günlerde 10.marifet’te gördüğüm bir paylaşım hayatımda bugüne kadar almaya gerek duymadığım ancak günün her saatinde ihtiyaç duyduğum saat gereksinimi bana yeniden hatırlattı. Yapılan bir sanat eseriydi. Esinlenilmişti belki ama yine de kaç kişi gördüğü bir şeyi esinlenir de “dur ben de şundan yapayım” der. 10 marifetçiler öyle değil. Gördüklerini uygulamaya geçirmekte üstlerine yok. 10 marifet üyelerinden zabun çok eski bir kullanıcı olmakla beraber, arada gönderilen yazıları tutar kaçardı. Geçtiğimiz hafta bir yazının altına yorum yapmış olması dikkatimi çekti ve şöyle bir inceleyim dediğimde yaptığı saat gözüme takıldı. Gerçek anlamda saat ile aramda duygusal bir bağ kuruldu o an. İşte bu benim olmalı dedim. Ve hemen irtibata geçip o saati satın almaya karar verdim. Ama o hiç tanımadığınız insanlar topluluğundan olan zabun bana saati hediye etmeyi istediğini söyledi. Ne kadar ısrar etsem de parasını almayı kabul etmedi. Sana ne kadar teşekkür etsem azdır sevgili zabun.
RSS 2.0 ile takip edin. Geri İzleme yapın.


2 Kasım 2008 -- 15:32
hayatta herşeyin karşılığı varsa ben bu hayatı yaşamak istemiyorum, aradabir de olsa hayata böyle güzellikler lazım.
5 Kasım 2008 -- 01:50
Hiç tanımadığım birisi bana saat verirse…hmm…düşünürdüm her zamanki gibi galiba.
9 Kasım 2008 -- 14:21
Biraz methiye düzmek gibi olacak ama eğer o kişi zabun’sa ben kendimi şanslı hissederdim… Çalışmalarındaki, anlatımlarındaki titizlik; malzeme bilgisi… Güle güle kullan saatini