Doors Akademi’de bir pazar

Geçtiğimiz haftalarda, Doors Akademi’de mini bir yemek yarışmasına katıldık. Yarışmada Becel Pratik ile birbirinden güzel yemekler yapıldı. Bu yarışmaya bizi davet eden Özge Akyel sayesinde güzel bir Pazar günü geçirdik.

Sabah çeşitli ikramlardan oluşan güzel bir kahvaltıdan sonra, yemeklerimizi yapmak üzere workshop mutfağımıza geçip kolları sıvadık. Sevgili dostum Şahika ile bir ekip oluşturarak “Çin usulü piliç kavurma” ve “biberiye soslu prenses karnabahar” adlı yemeklerimiz ile yarışmaya renk katmaya çalıştık.

yemeklerimiz ve biz

Yarışma sonunda evimize götürmek üzere bize hediye edilen Becel Pratik zeytinyağlı ve sade çeşitleri ile çoktan denemeler yapıldı bile.

Öncelikle yaptığımız yemekleri sırasıyla mini bir tarif ile özetleyeyim. “Çin usulü piliç kavurma”dan başlayalım. Ne kadar renkli sebzeniz varsa hepsini Jülyen olarak doğruyorsunuz. Biz elimizdeki malzemelere göre sarı ve kırmızı dolma biber, kabak, havuç ve soğan kullandık.

malzemeler

Göğüs etini de–elinizde but eti varsa daha güzel olur- aynı şekilde jülyen kesim doğruyoruz. Tavukları ayrı bir tavada sebzeleri ayrı bir tavada soteliyoruz. Tavuk sotelenirken içine bir miktar soya sosu ve köri ilave ediyoruz. Bir tutam karabiber de güzel bir çeşni oluşturur. Ben tercih ediyorum. Önce soğanı sonra diğer sebzelerimizi de soteliyoruz. Burada sebzelerin biraz diri kalması önemli. Ve sonrasında tavuk ve sebzeleri bir araya getiriyoruz. İster tabakta ister tencerede. Bizim için sunumun güzel olması oldukça önemliydi. O yüzden tabakta bir araya getirdik. Ve işte sonuç:

cin usulu pilic kavurma-biberiye soslu prenses karnabahar

Diğer yemeğimiz de “Biberiye soslu prenses karnabahar”. Bunu da sevgili Şahika maharetli elleriyle enfes bir şekilde hazırladı. Önce karnabaharlar bir miktar haşlandı. Parçalanmamasına dikkat etmek gerek. Haşlanmış karnabaharları önce yumurtaya bulayarak mısır unu ve fırınlanmış ekmek kırıntıları ile süsleyerek derince bir kapta kızarttık. Muhteşem bir görüntü ve lezzetle karşımıza çıktı.

Continue reading »

Geliştrend 1 Yaşında

Uzun süredir İstanbul’da bulunamamam nedeniyle, tabiri caizse ağzımın suyunun aktığı bir etkinlik var. Buluştrend! Bu etkinliğin çıkış noktası aslında Gelistrend.com adlı topluluk blogu. Tam 1 yıl önce kurulan bu blog o kadar çok konuk ağırladı ki okumaya başladığınız da eliniz kapatmaya gitmiyor. Özellikle iş dünyası hakkında engin tecrübelerin paylaşıldığı Geliştrend’in 1. yılını kutlamak üzere, aynı zamanda 5.si düzenlenecek olan Buluştrend toplantısına katılmak bu sefer bana da kısmet olacak umarım. Geliştrend’in kurucusu Ömer Ekinci ve iş dünyasından diğer girişimcilik ruhuna sahip insanlarla tanışmak benim de ruhuma iyi gelecek şüphesiz.

Etkinliğe katılım bedeli yok. Ama dönüşte cebinizde beraberinizde götüreceğiniz birikimler neler olacak, bunu kendi aktifliğiniz belirleyecek.

Günde yaklaşık 1000 girişimciye ışık tutan Gelistrend.com’un birinci yıldönümü dolayısıyla, Geliştrend okurları ve yazarlarının Geliştrend’in 1. Yaşgünü pastasını birlikte keseceği 5. Buluştrend’e tüm vizyoner Geliştrend insanları davetli. Bu etkinliğe katılmak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey 13 Mart 2010 Cumartesi günü saat 15.00-18.00 arası Esentepe, Astoria Caffè Nero’da olmak.

Geliştrend’in diğer etkinliklerinden haberdar olmak için Facebook grubuna üye olabilirsiniz.

İşte burada da facebook etkinlik sayfası;
http://www.facebook.com/event.php?eid=348930009131&ref=ts
Kaydolmayı unutmayın.

Eskiden saç boyası vardı, şimdi INOA var

Yine uzun bir aradan sonra merhaba. Son zamanlarda yoğun bir dönemden geçtiğim için blogum için ayıracak çok vaktim olmadı. Bu yüzden aklımda bir sürü yazı olmasına rağmen maalesef hiçbirini sizlere aktaramadım.

Son zamanlarda bloglar ile markaların etkileşimine şahit oluyoruz. Zaman zaman içinde oluyoruz zaman zaman da izlemekle yetiniyoruz. Bloglar ile etkileşime geçen markalardan biri de L’oreal oldu. Yeni bir ürün tanıtmak için fevkalade bir organizasyon yapmışlardı. Ancak talihsiz bir saat ve gün seçtikleri için katılımın çok sayıda olduğunu söylemek zor. Bu onlar için de bir ilk olduğu için bu organizasyonun az katılımla gerçekleşmiş olması onlar adına bir eksi olsa da oldukça samimi olduklarından, biz bloggerlar sorularımıza kolaylıkla yanıt alabildiğimiz için bize faydası bile oldu diyebilirim.

Continue reading »

Angels&Demons(Melekler ve Şeytanlar) Film Eleştirisi

angels-demonsÖncelikle film hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse;

Dan Brown tarafından yazılan ve birbiri ile ilişkili 4 kitaptan biri olan Angels&Demons filmi Ron Howard tarafından beyazperdeye aktarılan bir eser. Öncesinde aynı serinin içinde sayılan Davinci Code(Davinci’nin Şifresi) yine Ron Howard tarafından 2006 yılında beyaz perdeye aktarılmıştı. Serideki diğer kitaplar Digital Castle(Dijital Kale) ve Deception Point (İhanet Noktası). Ancak hemen belirtmeliyim ki bu kadar fazla ayrıntı içeren bir kitabın beyazperdeye aktarılması  o kadar kolay ve kabul edilebilir olamıyor. Bir dönem herkesin okumak için sıra beklediği kitaplar serisinin son üyesi 2009 yılında piyasaya sürülecekti. The Solomon Key (Süleyman’ın Anahtarı) adlı kitap benim de merakla beklediğim bir roman. Ancak 15 Eylül 2009’da satışa sunulacak olan diğer romanı The Lost Symbol(Kayıp Sembol) oldu. Eminim diğerleri kadar o da sürükleyicidir. Bu kadar çok bilgi içeren kitapları filmi izleseniz de izlemeseniz de mutlaka okuyun. Zaten birine başladıktan sonra diğerleri için bekleyemeyeceksiniz.

Warner Bros ve Etohum katkılarıyla gerçekleşen bir ön gösterimde izleme fırsatı bulduğum Angels&Demons filmi beni biraz şaşırttı.Kitapta uzun uzadıya anlatılan karşıt madde oluşumu filmde o kadar az detayla gösterilmiş ki bana göre kitabın en heyecanlı kısımlarıydı. Tom Hanks Yine başrol tabii. Yine de Davinci Code ile izleyicilerin yeteri kadar beğenisini toplayamayan Tom Hanks, bu filmdeki birkaç hareketli sahne ile biraz sempatileri toplayacağa benziyor.  Fevkalade bir performans diyemiyorum. İlk filmde Amelie filminden de hatırlayacağımız Audrey Tautou bu filmde Tom Hanks’e eşlik edemedi. Ancak Profesör Robert Longdon(Tom Hanks)’a eşlik eden Ayelet Zurer(Vittoria Vetra) filmde gösterdiği iyi performansı ile sahneyi doldurdu diyebiliriz.

Görsel olarak çoğu insanın da kitapta hissedebileceği karanlık sahnelerle dolu idi. Ki bu açıdan bakıldığında kitapta anlatılanları yansıtıyor. Ancak herkesin dimağında farklı şekillerde oluşan hayali tek bir kişinin penceresinden görmek haliyle biraz can sıkıcı. Neyse ki üzerinden uzun yıllar geçtiği için bütün detayları hatırlamıyordum. Belki de Davinci Code filminde yaşanılan hayal kırıklığı bu yüzdendi. Henüz çok taze olan hayalleri bir başkasınınki ile yer değiştirdik. Continue reading »

Blog Ödülleri Sahiplerini Buldu

bo

Bu yıl 2.si düzenlenen blog ödülleri her yıl bünyesine yenilikler katarak devam ediyor. Aralarından bizzat tanıdığım(Burcu Şensoy,Eray Endeş,İlker Utlu) güzel insanlar ve BÖ! ekibi bize harikulade bir gün yaşattılar. Elimde süper bir kare var ama Eray beni tehdit ettiği için yayınlayamıyorum.

Geçen yıl blog henüz 3 ayını dolduramadığı için katılamamıştım. Bu yıl katıldım. Ama ne demişler önemli olan katılmak. Medeni cesaretimi gösterip 10(yazıyla on) oyumu alıp sessizce alkışlayanların arasında yerimi aldım. Benden oylarını esirgemeyen değerli okurlarıma teşekkür ederim.
Google haritası elimizde olmasaydı o adresi bulabilir miydik bilmiyorum. Böylelikle İstanbul’un başka bir güzel semtini gezme fırsatı bulduk.

Ödül töreninden önce blogger paneli oldu. Elif’i zorla sahneye itelememle beni bekleyen bir intikama sebep olsam da güzel bir panel izledik. Elif harika bir şiirokudu :)

Sponsor panelinde sadece beş sponsorun katılım gösterdiği bir panel daha oldu. Aslında fazlasıyla soru vardı sorulacak. Ancak lobide sohbetler uzayınca bu sorular için yeteri kadar zaman kalmadı. O soramadığım sorulardan birkaçı şunlardı:

Continue reading »

Blog Ödülleri 2009’da Oylarımı Kime verdim?

Blog Ödülleri 2009 Blog yarışması için oylama süreci başladı. Ben de bu yıl nihayet katılabildim. Kişisel kategorisi arasında blogumu bulabilirseniz -ki oladukça uzun bir liste- oyunuzu bana verebilirsiniz. :)

Ben bu yıl oylarımı kimlere verdim? Hemen paylaşayım istedim. İşte buyrun liste;

Blog Ödülleri Listesi kategori sırasına göre yazılmıştır.

babaolmak.com
kaynamanoktasi.com 
cocuklacocuk.com
burakbuyukdemir.com 
alisverisblog.com
uyuyang.com (İşte bu ben oluyorum)
blog.dergibi.com
unforgiven-rs.spaces.live.com
Carluvr.com
selimtuncer.blogspot.com
www.futbolname.com
www.azbilmis.com
bobiler.org
annekedi.blogspot.com/

Sunum Teknikleri

sunum-teknikleriEge , İletişim Fakültesi’nden  Ayşen Temel  Eğinli’nin seminerine gittim. “Sunum  Teknikleri” hakkında yaptığı seminerden küçük notlar aldım. Bu notları size aktarayım.
“İyi bir sunum yapabilmek için kişinin kendine olan güveni oldukça önemli. Heyecanı,  coşkusu, sözel ifadeleri, beden dili görsel ve işitsel araçları kullanması sunum yapan kişinin daha iyi bir sunum yapmasında etkili.
Sunum korkusu, sahne korkusu, terleme, ağız kuruluğu, ellerin titremesi, sallanma, eeee’lemek, kekeleme, nabız hızlanması, ses çatallanması gibi faktörler ise sunumun başarız olmasına sebep oluyor.
Bu tür faktörleri engellemek için önceden prova ve hazırlık yapılmalı, solunum egzersizleri ile solunum düzenlenmeli ve en önemlisi de zihinsel olarak sunuma hazırlanılmalı.
Sunum nedir?

Dinleyicilerin dikkatini çekecek şekilde, etkileyici bir biçimde bilgilendirme ya da ikna etme amaçlı olarak konuyu aktarmak. Nerede, nasıl, ne hakkında ve klime sunum yapıyorsanız yapın sunum için yeteneğinizi olması şarttır. Anlatmak istedikleriniz beden dilinizle uyumlu olmalı
Ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz önemli!
Sunum bilgilendirici, ikna edici ve eğlendirici olmak üzere 3 başlık altında toplanıyor.  Sunumu yapacağınız dinleyicilerin yaşı, cinsiyeti, mesleği, eğitimi hatta medeni durumu dahi önemli. Neden geliyorlar? Ne bekliyorlar? Neye gereksinimleri var? Bilgileri, kültürel  düzeyleri ne?
Konu seçiminde önceliği kendi ilginiz oluşturuyor. Konuyu seçtikten sonra nasıl bir başlık seçeceğiniz ve konuyu nerde noktalayacağınız önemli. Fazla uzatmak ya da kısa kesmek etkili olmayabilir. Continue reading »

Etohum 31 Ocak Haftasonu Toplantısı

Daha önce şu yazımda ve şu yazımda bahsettiğim, internet girişimcilerini bir çatı altında toplamayı hedefleyen E-tohum ,sadece girişimcilerin odağı olmakla kalmadı. Türkiye’deki , hatta yurtdışında yaşayan bir çok Türk girişimciyi ve blog yazarını,  buluşturdu. Birçok blog yazarı için potansiyel bir buluşma toplantısı haline dönüştü.  Bu toplantılarda kimi güzel iş bağlantıları kurdu, kimi güzel sohbetler eşliğinde kahvelerini yudumladılar. Başarılı girişimleri de kendi ilk ağızdan dinleme fırsatını yakaladığımız E tohum toplantıları bir kısım medyanın da dikkatini çekti.
Projelerini gönderenler arasında ilk 15’in açıklanma vakti geldi. Toplantıların hafta içine denk gelmesi sebebiyle şikayet edenler için de bir fırsat doğdu. 31 Ocak Cumartesi günü  İTÜ Maçka İşletme Fakültesinde, İşletme Mühendisliği Kulübünün katkılarıyla 11:00’den 17:00’ye kadar sürecek olan büyük buluşma gerçekleşiyor. Tabii 15 proje ile sınırlı kalınmayacak. Katılım halen devam ediyor. Siz de “projem var mutlaka katılmalıyım” diyorsanız henüz geç değil. Katılım için bu sayfadaki formu doldurmanız yeterli.
“Hayır benim projem yok, ben sadece bu toplulukta insanlarla tanışmak, sohbet etmek istiyorum” derseniz, buradaki linke tıklayarak katılım için yerinizi ayırtabilirsiniz.

Etohum Yeşeriyor

İstanbul semaları artık Etohum’a dar geliyor. 12 Kasım Çarşamba 16:30’da Alsancak Starbucks’ta Etohum’cular buluyor. İzmir’de olup bu toplantıyı kaçırmayı asla istemem diyorsanız, siz de buyurun gidin. Ben İzmir’de bulunma tarihini değiştirdiğim için bu toplantıya iştirak edemeyeceğim. Ama yakında İzmir’e döneceğim için etohum toplantıları benim için artık İzmir’de olacak. İzmir buluşmasında ilk olarak tanışma kaynaşma olacak. İlerde olacak toplantılarda konukları da dinliyor olacağız.
22 Kasım’da ise Ankara’lı etohumcular coşacak. Hatta bir grup İstanbullu İstanbul’an Ankara’ya tren kaldırmayı bile düşünüyorlar:).
Facebook grubuna katılmak istiyorsanız buraya, e tohum hakkında detaylı bilgi edinmek istiyorsanız buraya tıklayın.

“Girişimcilik” Eğitimi İzlenimleri

Yoğun geçen bir hafta sonundan sonra bu semineri yazma fırsatını şimdi buluyorum. Geçtiğimiz cumartesi daha önce Kadir Has Üniversitesi  Cibali kampüsünde olması beklenen seminer yoğun katılım olacağının belirlenmesi üzerine yer değişikliği yaparak Şirinevler belediyesinin son derece modern ve nezih konferans salonunda düzenlendi. Binanın yeni bitmesi hasebiyle bu seminerin orada yapılan ilk seminer olduğunu da belirtmekte fayda var.
Seminer 10:30 da başladı. İlk olarak LabX‘in kurucusu, Fuat Sami  girşimcilik hakkında detaylı bir sunumda yaptı. Bu sunumda “girişimci nasıl olmalı?”, “ yapılan hatalar neler?”, “Türkiye’de girişimciliğin gelişimi hangi aşamada?”, “modeller neler?” gibi sorulara cevap bulduk. Ardından Ari Laitsaari (Finlandiya Merkezli Vera Ventures Risk Sermayesi Şirketinin Genel Müdürü) Dünya’daki en son girişimcilik trendleri hakkında bazı bilgiler verdi. 92 şirket yönetiyormuş kendisi. Bu bilgileri İngilizce olarak verdiği için salonun yarısı anlamakta güçlük çekti. Ve daha aslında girişimci olmakla uzaktan yakından alakası olmayan bir grup öğrenci sertifika alabilmek için belli ki zorla orada oturuyorlardı. Bu yüzden salonda uğultu bir türlü bitmek bilmedi. Continue reading »