30 değil 29!

27 Haziran 2009| günlük| 14 | 1 Yorum » | |Etiket: , , , ,

okulu-bitir

Okul dolayısıyla uzun bir süredir yazı yazamadım. Şimdi kısa kısa neler oldu neler bitti biraz onlardan bahsedelim.
Öncelikle 5806 sayılı af kanunu ile döndüğüm okuluma devam ettim ve başarılı sayılabilecek bir dönem geçirdim. Almayı beklediğim 5 dersin yanında ikinci dönem ders programına dahil edilen 2 dersi daha alarak 7 dersi verme çabam başladı. Hepsi birbirinden ağır olan 4 dersin yanında 3 seçmeli aldım. Bilin ne oldu? Seçmelilerden biri kaldı. Umuyorum ki tek ders sınavında onu da halledip bir sonraki şubat ayında mezuniyet diplomamı almaya hak kazanırım. Derslerin kapsamında daha önce de bahsettiğim gibi bir portakal suyu fabrikasının fizibilite raporunu hazırladık. Oldukça keyifli bir proje oldu. Temel iletişim seçmeli bir ders olsa da oldukça güzel bilgiler edindiğim bir ders oldu. Hocamın tavsiyesi ile beden dili seminerine gittim. Aslında bir çok seminere gitmek istedim ama zaman kısıtlılığından dolayı gidemedim. Yönetici ne iş yapar bunu öğrendim. “Yönetici iş yapmaz yaptırır.” Dersler hakkında bu kadar yeter.

devamı »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

23 Nisan-Ömer Toprak (7)

23 Nisan 2009| günlük| 53 | 1 Yorum » | |Etiket: , , , , ,

omer-toprak7

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı… Ama her bayram ne hikmettir yağmur yağar.  Çocukların en büyük sevincidir bayramda yeni ve rengarenk kıyafetler giymek. Ben henüz ilkokula başlamadan önce ablamın 23 Nisan özel kıyafetlerinden isterdim ve benim için de bir adet dikilmek zorunda kalınırdı. Kim ne derse desin bunun adı kıskançlık değil. Bunun adı çocuk olmak. Hiçbir zaman geri gelmeyecek olan çocukluk. Çocuğu olacak çağa gelince başka gözle bakar oluyor insan çocuklara. Şefkat ve onları mutlu etme duygusu ile yaklaşıyor yolda gördüğü çocuklara. İster zengin olsun ister fakir, bütün çocukların tek neşesi onları yorulana dek meşgul edecek bir oyun.  Bitmez tükenmez bir enerji ile sizin yarım saat sonra üzerinizden tır geçmişçesine yorulmuş olmanız onların hiç umurunda olmaz. Ne olur bir daha sözleri size biraz daha enerji verse de bitip tükenirsiniz. Ama çocuk olmak başka şey işte.

    Cankız Onur Kum sayesinde bugün blogumu şenlendirecek olan bir minik buldum. Adı Ömer Toprak. Kendisi 7 yaşında. Bu gördüğünüz sanat eseri kendisine ait. Dilerse resimde ne anlatmak istediğini bizimle burada paylaşır. Sana teşekkür ederim Ömercik. Bu resmi bizimle paylaştığın için bütün okurlarım adına da teşekkür ediyorum. Bu resimde silahlar var. Sanırım anlatmak istediğin bunların hayatımızda hiç olmaması. Dilerim hayatın hep neşe ile geçer ve çok mutlu bir ömrün olur.
    Ve tabi bütün çocuklar ve çocuk kalanlar, sizin de bayramınız kutlu olsun.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Blog Ödülleri 2009′da Oylarımı Kime verdim?

11 Nisan 2009| etkinlik, günlük, internet| 87 | 8 Yorum » | |Etiket: , , , , ,

Blog Ödülleri 2009 Blog yarışması için oylama süreci başladı. Ben de bu yıl nihayet katılabildim. Kişisel kategorisi arasında blogumu bulabilirseniz -ki oladukça uzun bir liste- oyunuzu bana verebilirsiniz. :)

Ben bu yıl oylarımı kimlere verdim? Hemen paylaşayım istedim. İşte buyrun liste;

Blog Ödülleri Listesi kategori sırasına göre yazılmıştır.

babaolmak.com
kaynamanoktasi.com 
cocuklacocuk.com
burakbuyukdemir.com 
alisverisblog.com
uyuyang.com (İşte bu ben oluyorum)
blog.dergibi.com
unforgiven-rs.spaces.live.com
Carluvr.com
selimtuncer.blogspot.com
www.futbolname.com
www.azbilmis.com
bobiler.org
annekedi.blogspot.com/

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yükseğe daha yükseğe

4 Nisan 2009| günlük| 54 | İlk yorumu siz yapın» | |Etiket: , , , ,

ucurtma

Çocukluğumda doyasıya oynadım saklambaç. İp atladım akşam ezanına kadar. Hatta lastik derdik biz ona. Japon, Amerikan tipleri vardı. Bu uzun boyumu küçük yaştan itibaren oynadığım oyunlara ve basketbola borçluyum. Ama hiçbir zaman beceremediğim bir şey var ki ilerde bir gün mutlaka gerçekleştirmek istediğim bir oyun. Ama ya kızımla ya oğlumla. Hep sonuçsuz kaldı. Ya yükseklere çıkamadı ya da bir elektrik direğine takıldı uçurtmam. Bugün, yazın gelişini müjdeleyen uçurtmalar takıldı gözüme. Ne anlam ifade eder bir uçurtma küçük bir çocuk için şimdi anlamaya çalışıyorum. Ama sanırım zamanı geriye döndüremediğimiz gibi küçük bir çocukken hissettiklerimize de geri dönemiyoruz. Akıl baliğ olmak herhalde bu yüzden önemli. Bir uçurtmanın peşinden koşmak bilinçsizce sadece akıldan yoksun olan çocukların yapacağı iş. Büyüdükte ne oldu? Peşinden koşmadığımız gibi uçurtma bile göremez olduk. Bir uçurtma için yazılabilecek bir senaryo bile varsa eğer, tek uçurtma delisi ben değilim diye teselli buluyorum kendime. Bugün küçük yeğenim telefonda bana “hala” dedi. Yetmedi “yerim seni yerim” dedi. Belli mi olur belki ona bir uçurtma yaparım biraz büyüsün de.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kaarilerime Mektup

5 Mart 2009| günlük| 38 | 3 Yorum » | |Etiket:

evimKeşke dememek için okuluma geri döndüm. İnsanın evini bırakıp, artık kimseleri tanımadığı okuluna dönmesi – hocalardan başka- siz de tahmin edersiniz ki oldukça zor oluyor. Neyse ki beni evine “başımın üstünde yerin var” diyerek beni evine kabul eden muhterem kadim dostum var. Yaşı benden oldukça büyük olmasına rağmen içinde taşıdığı gençlik iksirinden olsa gerek oldukça iyi anlaşıyoruz. Ne diyelim Allah razı olsun.  İzmir’e geldiğim ilk hafta yoğun bir tempoya alışık olmayan bünyem yine sarsıldı ve bronşitten kurtulamadım. Şimdi yediğim iğne ve aldığım antibiyotikler sayesinde sağlığıma kavuştum. Her hafta İstanbul’a gitme planı altüst oldu tabi. Şimdi 3 haftalık bir hasretten sonra yuvama eşime kavuşacağım. devamı »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu