İlk Göz Ağrım “Cevahir Yemek”

     Uzun zaman sonra yeniden merhaba…  Blogun sağının solunun tozunu almam lazım. Biraz yıpranmış bir tema ve eskimiş ara yüz. Yazılarıma neden bu kadar ara verdiğim sorusuna gelince; eh!  malum okuldan mezun olunca hızlı bir şekilde iş hayatına atıldım. E bir atıldım pir atıldım. Yoğun bir çalışma dönemi geçirdim. Haliyle kendime ayıracak vaktim de olmadı. Dolayısıyla blog yazmaya da.

     Velhasıl ne yazılırdı bloga unutmuşum. O yüzden mazur görün. Size biraz iş tecrübemden bahsedeyim.
Yemek  firmasında çalışmak bir gıda mühendisi için düşünülebilecek en kötü işlerden biridir. Ancak aynı zamanda hareketli ve eğlenceli bir iştir de. Ben bu konuda güzel tecrübeler edindim. Müşteri yönetimi, tedarikçi  anlaşmaları, personel yönetimi ve üst yönetimi bilgilendirme ve yönlendirme konularında uzman oldum dersem pek de abartmış sayılmam.

     Müşteri yönetimi yemek sektöründe oldukça zordur. Her damak tadına uygun lezzeti yakalamak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. 10 kişiden  en az biri yemeği beğenmeyecektir. Dolayısıyla yemek sektöründe o “biri” dahi göz ardı etmeniz mümkün değildir. O bir kişi yüzünden yüz kişiden olabilirsiniz. Dolayısıyla o bir kişiyi de düşünmek ve ona uygun hareket etmek zorundasınız. Bu diyalog yoluyla, göze hitap yoluyla ya da mideye hitap etmek yoluyla olabilir. Ama mutlaka biri olmalıdır. Müşterileri sık sık kontrol etmek gerekir. Varsa şikayetleri dinlenmeli ve en kısa sürede çözüm bulunmalıdır. Ya da memnuniyetleri gözlenmeli ve bu sürdürebilir kılınmalıdır. Aksi takdirde müşteri ile bir süre sonra bağınız kopar ve aile kavramı ortadan kalkar. Müşteri yemeği sizin hizmetiniz sayesinde yediği için sizi bir aile olarak görmesi kolaydır. Ancak müşteriyi kaybetmek de çok kolaydır. Yukarıda saydığım yolları takip ettiğiniz sürece müşteri sizi sevecektir. Ve bazı aksaklıkları göz ardı edecektir. Önemli olan müşteriyi memnun etmek için sizin göstermiş olduğunuz çabayı müşteriye hissettirebilmenizdir. Continue reading »