web stats Add to Technorati Favorites
eXTReMe Tracker rss ile takip edin

El Orfanato - The Orphanage - Yetimhane

17 Nisan 2008| sinema| 60 | 3 Yorum » | |Etiket: , , , , ,

El OrfanatoEl Orfanato; Yetimhane
Korku filmi dedik ama The Eye kesmedi derseniz bir de bunu deneyin. Ancak ben bu filmi izlerken korkmak yerine daha farklı duygular hissettim onu belirteyim.

Filmin kısaca oyuncularını sayarsak;

Belen Rueda; Laura (anne)
Fernando Cayo; Carlos (baba)
Roger Princep; Simon (şirin mi şirin bir erkek çocuğu)

Filmde oynayan diğer oyuncular hikaye…

Bir yetimhanede büyüyen  Laura Evlatlık edinilir. Aradan yıllar geçer. Carlos ile yuva kurarlar. Ancak çocuk sahibi olamadıkları için Hiv virüsü taşıyan bir çocuğu evlat edinirler. Ve Laura büyüdüğü yetimhaneyi  satın alarak restore eder ve burayı küçük çaplı bir kreş haline getirir. Bu arada minik Simon’un hayali arkadaşları vardır. Annesi işlerle meşguliyetinden dolayı Simon’un bu hayali arkadaşlarıyla ilgilenemez.

  devamı »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

“The Eye” İnceleme yazısı

5 Nisan 2008| sinema| 143 | 5 Yorum » | |Etiket: , , , , , ,

The EyeSon günlerde fena halde adrenalinimi yükseltme ihtiyacı hissettiğimden bir korku filmi izlemek istiyordum. Karşıma çıkan “The Eye” oldu. Öncelikle filme sayısal bir değerlendirme yapacak olursak 10 üzerinde 6,5 verilmeyi hak ediyor kanımca.

Genelde korku filmlerinde mantık arayan biri değilimdir. Hatta bir korku filminin mantıksız olması daha da hoşuma gider. Genel bir izlenim olarak gerilim filmleriyle karıştırılır korku filmleri. Oysaki gerilim filmleri gerçek dışı öğelerin olmamasıyla değer kazanır. Örneğin bir seri katil filmi gerilim filmidir. Çok küçükken izlediğim bir seri katil filminde katil yatağın altına saklanıp kurbanın bacaklarını bileklerinden kesiyordu. Uzun süre bunun etkisi altında kalıp ayaklarımı koltuktan aşağı sarkıtamıyordum. Halen aklıma geldiğinde ayaklarımı yukarda toplarım.  Korku filmi ise “alien” tarzında ya da son dönem filmlerinden örneklendirecek olursak da “Cloverfield” tarzındaki filmlerdir.

devamı »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

80. Oscar Adayları: Michael Clayton

1 Mart 2008| sinema| 148 | 2 Yorum » | |Etiket: , , , , , , ,

Michael ClaytonOscar filmlerine Michael Clayton ile devam ediyoruz. Yakın zamanda Damages’i izlediğim için filme biraz aşina idim. Yine haksız yere kazanılmaya çalışılan bir dava. Fakat bu davada işi başarmaya çalışan bir avukat değil, bir aracı. Yıllarca avukatlık şirketinde çalışmış fakat ne gerçek bir avukat ne de bir savcı olabilmiş. Her fırsatta kendini ön plana çıkarmaya çalışan ancak bir çok sefer başarısızlığa uğrayan Michael Clayton turnayı en sonunda gözünden vurmayı başarıyor. Bir ilaç firması (ya da zirai ilaç firması diyelim) ürünlerinde kanserojen madde bulundurduklarını örtbas etmeye çalışıyor. Adamımız Michael Clayton bu davada öncelikle içine düştüğü bataktan kendini kurtarabilmek için en yakın dostunun ölümünün bir intihar olmadığını bile bile intihar süsü verilmiş olmasına göz yumarak sessizliğini bozmuyor. Ancak daha sonra ortaya çıkan gelişmelerle Arthur’un aslında oldukça önemli bilgiler keşfetmiş olduğunu öğreniyor. Bu sefer kendi peşine düşüldüğünü fark edince işin boyutu değişiyor. Bundan sonrası izlemeyenler için merak konusu olsun. devamı »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

80. Oscar Adayları: Atonement (Kefaret)

29 Şubat 2008| sinema| 191 | İlk yorumu siz yapın» | |Etiket: , , , , , ,

AtonementHer yıl Oscar ödülleri dağıtılmadan önce mutlaka en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi kadın ve erkek oyuncuların aday olduğu filmleri izlerdim. Bu yıl biraz geriden takip ediyorum galiba. Henüz izlemeye yeni başladım. İlk olarak Atonement  (Türkçe ismi Kefaret) ile başladım. Film İngiliz İngilizcesi ile konuşan oyunculardan müteşekkil olduğu için beni ilk başlarda pek çekmedi. Filmin ortalarına doğru  İngiliz Fransız savaşını konu aldığı ortaya çıkınca daha da soğudum. Ama başladığım bir filmi yarım bırakamamak gibi bir huyum olduğu için mecburen devam ettim. İyi ki de etmişim. Filmin sonuna doğru uzun zamandır güzel bir son izlemediğimi anladım. En azından  sonu itibari ile beni tatmin etti.
Filmin konusu şöyle..
Henüz 11 yaşlarında cinselliğin ne olduğunu anlamayan küçük bir kızın yanlışlıkla şahit olduğu bazı şeyleri yanlış değerlendirmesi ve yanlış kişi hakkında suçlamada bulunması üzerine, o kişinin yargılanması, cezalandırılması ve bu kişinin de ablasının sevdiği kişi olması dolayısıyla bir ailenin çöküşünü konu alıyor. Yaptığı hatayı anlıyor fakat düzeltme şansı olmadığını biraz geç fark ediyor. Bu hatanın düzelmesi ilginç bir şekilde bir sanat eseri ile filmin sonunda açıklanıyor. Film bazı geri dönüşlerle hareket kazanmış. İzleyiciyi sıkmayan bir anlatım ve kurgu var. Tabi ortada güzel de bir aşk hikayesi var. Romantizmi sevenler mutlaka izlemeli.

devamı »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu