“Katre-i Matem” Bir İskender Pala Romanı

Bir kitabı İstanbul’da laleler açtığında okumak hiç bu kadar manidar olmamıştı. Lalenin hikayesini, güzelim İstanbul’un her taşında hissettirebilmek, yaşatabilmek. Bu okuduğum İskender Pala’nın romanı. “Katre-i Matem”. Kitabın başında denildiğine göre adı geçen romanda anlatılan hikaye, eski bir el yazmasının modernize edilmiş hali. Yani hikayenin asıl sahibi aslında meçhul gibi görünüyor. Ancak daha sonra İskender Pala’nın yaptığı açıklamalardan öğreniyoruz ki tüm kurgu kendisine aitmiş. Bu tür bir girizgah yapmasının sebebini ise kendisi şöyle açıklıyor;

“Tarihî romanların okuyucusu bilhassa diyaloglarda tarihî cümleler veya eski tarz bir anlatım arayabilir. Bu durumda o dilin eski kelimelerini bilmeyen kitleye kendinizi kapatmanız söz konusudur. Oysa tarihimizi en ziyade öğrenmesi gerekenler, gençlerimizdir. Benim gündelik dilimi bile ağır bulan bir gençlik yaşıyor. Bu yüzden bulduğum elyazmasını yalınlaştırarak romanın dil sorununu çözmeye çalıştım.”

En az “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” romanı kadar etkileyici olan Katre-i Matem ile aralarında kıyaslama yapmak pek doğru değil ama şahsi kanaatimi belirtmeden edemeyeceğim. “Katre-i Matem” hikaye odaklı olduğundan olsa gerek sade bir dil ile anlatılmış. “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk”ta ise ağdalı bir dil kullanıldığı için bazı satırları tekrar tekrar okumak bile yetersiz kalabiliyor. Ancak uzun zamandır özlemini çektiğim, hasret kaldığım yazıları İskender Pala ile buldum diyebilirim. Bu satırları okur mu bilmem ama kendisine buradan şükranlarımı sunarım.

Katre-i Matem’in göze batan en önemli özelliklerinden birisi “derkenar” olarak minik hikayecikleri de barındırıyor olması. Bu hikayelerin bir kısmı daha evvel karşımıza Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk adlı romanda çıkmıştı.

Romanın baş kahramanı Kara Şahin gerdek gecesinin sabahında sevdiği kadını, Nakşıgül’ü kaybediyor. Elinde kalan ise bir lale soğanı oluyor. Bütün hikaye bu lale soğanının etrafında dönüyor. Bu kitabı okuduktan sonra, İstanbul’da lale zamanı geldiğinde bir başkalık farkediyor insan. Bugüne kadar belki de sadece bir çiçek olarak baktığım “lale”nin bir devre adını verdiğini ve o devirde ihtişamın ve sefaletin aynı zamanda koyun koyuna yattığını ve yitirdiğimiz lale kültürünün aslında ne kadar önemli olayların mihenk taşı olduğunu farkediyorum. Her şeye rağmen Lale’nin İstanbul ile ne kadar bütünleşmiş olduğunu da gözden kaçırmamak gerek.

İnsanın İstanbul’un sokaklarını adım adım gezesi, göresi geliyor. Kütüphaneler dolusu tarih kitaplarını deviresi geliyor. Bir aşk romanı olan Katre-i Matem aynı zamanda sürükleyici bir polisiye roman da sayılabilir. Çözülmesi gereken bir cinayet ve kavuşması gereken aşıkların çilesi içiçe anlatılmış.

Her yönden başarılı bir roman sayılabilir. Kimi eleştirmenler tarafından kahramanaların tasvirlerinin yetersiz olduğu vurgulansa da, bana göre hikayenin içine serpiştirilmiş tasvirler yeterince göz dolduruyor. Her kahramanın hayali gözümün önünde.

Son olarak bu kitabı henüz okumadıysanız, hala laleleri görebiliyorken hemen okumalısınız.
İskender Pala ile Katre-i Matem üzerine yapılan bir söyleşiyi okumak için lütfen tıklayınız.

One thought on ““Katre-i Matem” Bir İskender Pala Romanı

  1. yazınızı çok beğendim.Okumak istediğim bir kitap. 2 gündür araştırıyorum ve yazınıza rastladım.çok güzel anlatmışsınız.söyleşi için bir link vermişsiniz ama sayfa durdurulmuş.
    neyse yazınızı çok beğendim.
    Elinize dilinize sağlık.
    Selametle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>