Kurban Bayramı ve GDO
2

“Ne alakası var?” dediğinizi duyar gibiyim. Biraz sabır deyip sizleri yazının devamını okumaya davet edeyim.
Öncelikle, Hz. İsmail’in koşulsuz olarak kabul ettiği Allah’a kurban olma isteğini, gökten bir koyun indirerek reddeden sevgili Rabbimiz geniş merhameti ve bereketiyle, hepimizin Kurban Bayramı’nı sevdiklerimizle mutlu bir şekilde geçirmeyi nasip etsin.
Kurban bayramı deyince ortalıkta kol gezen bir takım hayvan hakları koruyucuları seslerini yükseltmeye başlıyorlar. Ne var ki hayvanın hakkının gerçek anlamda verilebileceği tek eylemin onun insan vücudunda bir hücre olabilmek olduğunun farkında değiller. İslam dinine göre kurban edilen hayvanlar en büyük hazzı Kurban Bayramı’nda kesildikleri gün tadıyorlar.
Peki bunun GDO ile ne ilgisi var? Son zamanlarda biliyorsunuz ki bu konu üzerinde bilen bilmeyen herkes konuşup,bir fikir öne atar oldu. Bu, aynı kalp krizi geçiren bir hastanın etrafında, şoföründen mahalle bakkalında kadar herkesin ahkam kesemeyeceği kadar uzmanlık alanı olan bir konu. Her ne kadar uzman olmasam da mesleğimin getirisi olarak bu konuda da bir takım bilgiler edindim. Size ilk olarak vermek istediğim örnek şudur:
Peynir mayası olmadan peynir olmaz. Peki bu peynir mayası nedir? Neyden yapılır? Bunu bilen çok az vatandaşımız vardır. Genellikle yoğurt gibi, bir önceki üründen yapıldığı düşünülebilir. Ancak peynir mayası, ağız sütünden yeni kesilmiş ve henüz midesi bile yeterince gelişmemiş buzağının kesilerek midesinin içinde var olan “şirden” kısmından elde edilmektedir. Bunun anlamı da peynir yemek için buzağıların henüz gelişim evrelerini tamamlamadan kesilmelerine göz yummaktır. Bu yüzden Kurban Bayramı’nda hayvanların kesilmesine karşı gelip, kahvaltıda envai çeşit peyniri götürmek pek de akla uygun değildir. Neyse ki biyoteknolojinin ilerlemesiyle, GDO tekniği sayesinde laboratuar ortamında şirdenin içindeki mikroorganizmaların üretilmesi mümkün kılınmıştır. Kısacası GDO teknolojisi ile yeni hayvanların büyümesi ve sağlıklı bir şekilde neslini sürdürmesi sağlanmaktadır. Türkiye sınırları içinde büyükbaş hayvan üretiminin oldukça alt seviyelere düşmüş olması bir nebze engellenmiş olmaktadır.
Bunun yanı sıra GDO teknolojisi sayesinde, verimli topraklardan maksimum verimi elde etmek için GDO’lu tohumlar kullanılmakta ve daha az yerden daha fazla ürün elde edilebilmektedir. Bunun da kısacı anlamı şudur: Afrika’da bir çok insanın açlıktan ölmesini ve onların beslenmelerini daha insancıl seviyelere çıkarmak mümkündür. GDO’ya karşı çıkmak, bilime karşı çıkmakla aynı anlamı taşıyor.
Henüz bu yazıyı derinlemesine hazırlayamadım sınavlar dolayısıyla tabii. Ancak en kısa sürede buraya yapacağım ek bilgilerle sizleri bu konuda biraz daha aydınlatmayı umut ediyorum. Bu konuda üniversite hocalarımdan aldığım görüşleri de burada yayınlamayı düşünüyorum. Meraklılarına duyurulur.
Herkese mutlu bayramlar.








meraba uyuyang. selam ile.
Sana da merhaba, yılın ilk gecesinde seni görmek ne hoş
))