Metrodan Kaçış “Taking of the pelham 1 2 3”



pelhamBazen bir film dönüşü izlediğiniz filmin sahneleri içinde bulursunuz kendinizi. Hele de filmin adı “Metrodan Kaçış”(Taking of the Pelham 1 2 3) ise ve siz de eve metro ile dönmek durumundaysınız olay daha keyifli hale gelir. Filmde rehin alınan yolculardan biri gibi hissedebilirsiniz kendinizi. Filmden bahsetmeden önce metrodan bahsedelim.

Dikkat edince metro özellikle de İstanbul metrosunda her tür insanla karşılaşmak mümkün. Metro farklı bir ulaşım aracı. Her insan sınıfı bu ulaşım aracını kllanıyor. Zengin, fakir, sarhoş, genç, güzel, işçi, öğrenci, yolcu, hasta, memur, sanatçı… Her gruptan insan görmek mümkün.

İşte yine bir metro ulaşımı sırasında insanları incelemeye başladım. Bir ara karşımda oturan yeni yetme delikanlı kulağındaki müziğe sesli eşlik ettiğini farkedince utanarak elleriyle oynamaya başladı. Zira ellerindeki yaraları farketmem o zamana rastladı. Elleri muhtemelen çalıştığı iş sonucunda yara bere içinde olmuştu. Yaşı genç olmasına rağmen zengin yaşıtları gibi gezip belki de o saatte işten dönüyordu. Ancak benzer olan bir şey var. Kafasını telefonundan kaldırmıyordu. Diğer yanda koltukların yarısı boş olduğu halde ayakta yolculuk yapmayı tercih eden bir başka yolcu daha vardı. Muhtemelen yırtık terlikleri ve gencin ellerinden çok daha beter durumda olan ellerinden de anlaşılacağı gibi işten dönüyordu.Ancak gençteki umursamamazlık onda yoktu. Belli ki bir ailesi var ve omuzları o yükün altında eziliyor. Yorgunluğunu karısına sarılınca atacak. Ama o yorgunluk adamı uyutursa tabi. Herkes çalışıyor ama iş gücü, fiziksel güç harcayarak çalışan insanlar gözümde biraz daha değerliler. Onlar iş kokan insanlar.
İşte Denzel abimiz de sorumlu bir baba bu filmde. Evine 4 litre süt götürebilmek için çalışıyor 🙂 Klasik bir rehine kaçırma filmi. Bu sefer uçak, otobüs değil, bir tren. John Trovolta her zaman ki gibi biraz abartılı da olsa üstün performansı ile filmin neşe kaynağı oluyor. Kötü rolde  tabi! Denzel Washington ise kendisini bu konuda muktedir görmese de rehine kurtarma operasyonunda büyük bir görev üstlenmek zorunda kalıyor. Filmde sevilen dizi Soprano’dan da hatırlayacağınız James Gandolfini de rol almış. İyi de olmuş. Renk gelmiş. Özellikle giriş bölümündeki jenerik, insanı fazlasıyla moda sokuyor. Yönetmen koltuğunda  Tony Scott oturuyor. John Godey’in imzasını taşıyan romandan uyarlanmış filmin senaryosunu Brian Helgeland yazmış.  Polisiye-macera film meraklılarının kaçırmaması gereken bir film.

Ülkemizde 31 temmuz 2009, cuma günü vizyona giriyor.

Filmin daha önceden çekilmiş orijinali biraz daha fazla beğeni toplamış. Puanlamada henüz çırak ustayı geçememiş. İlk yapım 1974 senesinde vizyona girmiş.

Filmin web sitesi
1974 yapımı film
İmdb Puanı
Benim puanım:10 üzerinden 6.0

Şimdiden iyi seyirler.



Bu yazıyı paylaş
Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir